 |
TEKNE SAHİBİ OLMANIN KEYFİ KADAR ZORLUKLARI DA VARDIR
Geçen yıl emekli oldum, artık yeni bir yelkenliye sahip olup
özlediğim denizle daha çok haşır neşir olma imkanım doğdu.
İstediğim gibi bir tekne yaptırmak için çeşitli planları ve
atölyeleri incelerken, İ.Y.Kulübünde üye arkadaşlardan bazıları
ki yaşça benden büyük oldukları için ağabey derim " bu
sezonu ziyan etme çok uygun bir kotra var onu al " diye
aklıma girdiler ve Kalamış Yelken kulübünün çekek yerinde
iki yıldır karada duran bir tekneyi gösterdiler. Sevgim
ismindeki bu kotra Yelken camiasında bilinen bir kişi olan
Turgay Noyan ın kotrası idi. Senelerce Ege de seyirler
yaptığını bilirdik. Daha büyük bir motor yata tamah edince
Sevgim isimli bu kotrayı hiç ama hiç denizden anlamayan birine
satmış. O zat ta karaya çekip yazlık ev niyetine kullanmış
ve önceliği denizcilik yerine yemek yemek olduğundan kotranın
güzelim maun mutfağını ve kamarasını kesip biçip ev mutfağından
büyük bir mutfak haline getirmiş. Böyleleri neden tekne alır
acaba? O para ile yazlık ev almaları daha makul bence.
Her neyse, tabiatiyle karada kalan ve otuz yaşının üstünde
eski teknikle tek kat kaplama yapılmış olan tekne açılmaya
başlamış ve çekek yerinin yazlık ev gibi kullanılması da bir
takım itiraz ve huzursuzluklara sebep olmaya başlayınca satmaya
karar vermiş, Gördüm ve durumunu anladım. Fakat, teknenin
iskeleti ve dizaynı gayet güzeldi, Cutter denilen bir
yelken dizaynı vardı. (Yelkenli tekneler tür isimlerini yelken
dizaynlarından alırlar, tek direkli ve önde bir flok arkada
ana yelkeni olanlara sloop yada şalupa denir,
önde flok dan başka ikinci bir ıstralya bulunur ve trinket
denilen ikinci yelkenin de açılması mümkün olursa bu dizaynın
adı cutter yada kotra olur. Arkada ikinci direği
olan ve yönetim havuzu kıçta bulunan yelkenlilere genel olarak
ketch denilir. Şayet yönetim havuzu iki direğin arasında
ortada olursa Yawl denilir.)
Sevgim in yelken planı cutter idi fakat ilginç olan yönetim
havuzu ortada yer alıyor ve kıçta bir master kabin bulunuyordu
bu haliyle tek direkli bir Yawl olmuştu, nadir görülen ilginç
ve kullanışlı bir dizayn.. Düşündüğüm tadilatlar yapılabilir
ve modern epoksi lamine tekniğiyle kaplaması yenilendiği taktirde
yeniden farksız olabilirdi. Sahibi denizden anlamadığını ama
motordan iyi anladığını iddia ediyor, teknenin Volvo Penta
MD17 C olan motorunu tamamen yenilediğini yemin ede ede söyleyip
duruyordu. Su devir daimli olan bu tip motorların uzun süre
karada çalıştırılıp denenmesi mümkün değildir kısa bir çalışma
ve gözle teşhisten de bir şey anlamak pek mümkün değil, bu
sebeple bu kişinin sözüne itimat ettik. ( tabiatiyle çoook
da pişman olduk sonra). Neyse hesap kitap neticesi yapılacak
tadilatlarda göz önüne alınarak ehven görülen bir fiyat teklif
ettiği için Sevgim i satın aldım.
-------------------------------
Her yerde bir köşe kapmış ve kök salmış tipler vardır. Bunlar
adamına göre bazen dalkavukluk ve bazen de kabadayılık
yaparak işlerini götürürler. Başka birini oraya sokmazlar,
mecbur kalıp sokmak zorunda kalırlar ise her türlü sabotaj
ve baskı yöntemini uygulayıp o elemanı ve ona iş veren kişiyi
bezdirip pişman eder ve kaçırırlar.
Bunlardan biri de teknenin çekili olduğu mahalde kırk yıldır
kök salmış boya ve bakım işlerini tekeline almış vaziyette
idi. Tekneyi Tuzlaya götürüp doğrudan tadilata almayı düşündüm
ama, karadan bu nakliyenin yapılması mümkün değildi. Teknenin
bir bakım görmeden denize indirilmesi hiç mümkün değildi.
Daha yolda da iken su yapar ve batabilirdi. Çaresiz bir ön
bakım ve boya yapılması gerekiyordu. Oraya bir güvendiğim
ustayı getirmeye kalktım ve koro halinde bir muhalefet hemen
önüme dikildi. Ağabey dediğimiz kulüp üyesi arkadaşlar oranın
demirbaşı adama övgüler yağdırıyor ve ona iş yaptırtmam hususunda
ısrar ediyorlardı; adam abanın altından sopa gösterip bir
taraftan en iyi işi kendi yapacağını belirtirken, diğer taraftan
başkalarının getirdikleri ustalar ve teknelerin başına gelen
kazaları da sayıp döküyordu. Yani çaresiz kazık yiyecektik
bu anlaşılmıştı. Bari en aza indireyim kazığın dozunu diye
sadece teknenin denize inip yüzebileceği kadar bir onarım
ve boya işini yaptırmaya razı oldum. Bunun için ödediğim para
neredeyse teknenin kaplama değişmesiyle aynı maliyete gelecekti
ama çare yoktu; zira bu bileti kesmeğe, ya da tekneyi bir
kaza oldu diye belki de yakmaya kesin kararlı idiler. Zaten
bana satan son sahibini de öyle yıldırmışlar ve öyle entipüften
işler için öyle paralarını almışlar ki adam illallah demiş.
Sigorta bu durumlarda iyi bir çözüm gibi görünse de önce yapılması
ve yapılması için de ekspertizinin yapılması lazım. Teknenin
o haliyle sigortalanması mümkün değildi. Ancak onarım görüp
suya indikten sonra sigortalatabildik. Zaten amacım bu tekneyi
kullanmaktı, hasarını sigortadan almak değil ki....
Neticede ne kadar başında dursam, hatta kavga edecek hallere
gelsem de arkamı döndüğüm anda bildiklerini okudukları için
yapılabilecek şişirme işi yaptılar ve tekneyi yüzecek hale
getirip bir vinçle tel örgülerin üzerinden aşırtıp Temmuz
2003 de Fenerbahçe Marina ya indirebildik. Daha indiği
anda su yaptı. Günlerce şişmesi için bekledik ve sintine suyu
boşaltmaktan gına geldi..
Direği akord etmek için liftin uskurların mükemmel
çalışması gerekir, direk önde ıstralya denilen arkada
patrisa denilen iki çelik halatla pruva ve pupa istikametinde
teknenin bodoslaması ve kıç aynasına bağlanır. Yanlarda çarmık
telleri denilen yan Çelik halatlar ile sancak ve iskele istikametindeki
borda lamalarına bağlanır. Ayrıca direk ortasından borda lamalarına
bağlantı ve trinket için de direk üst yarısından ayrı bir
ikinci ıstralya bağlantısı vardır. Bunlardan başka aganta
çarmık tabir edilen ve gereğinde rüzgar yönüne ve yelken kontrasına
göre lava ya da laçka edilen palangalı çarmıklar vardır .
Bu sonuncuları pek bilmezler ama trinket ve flok ya da genoa
birlikte açılmak istendiğinde karşı güç oluşturmaları açısından
gereklidirler. Rüzgar üstü tarafı lava rüzgar altı tarafı
laçka edilerek kullanılır. Tüm bu bağlantılar liftin uskur
tabir edilen gerdirme düzenekleri ile tekneye bağlanır ve
gerginlikleri liftinlerle ayarlanarak aynen bir müzik aletinin
tellerinin akord edilmesi gibi hassas bir şekilde akord edilirler.
Ancak bu suretle direğin üzerine binecek tonlarca rüzgar gücüne
direnebilmesi ve kırılmaması, uygun açı ( üç - beş derece
kadar pupaya yatık ) ile elastik bir şekilde yerine sabitlenmesi
mümkün olur.
Defalarca tembih etmeme rağmen liftinleri tam çalışır halde
alıştırmamışlar, direği akord etmeye kalktığımda hepsinin
küften rahat çalışamadığını gördüm ve primus lambası
ile ısıtılıp açılması gerekti. Bir tanesini zorla yaptıktan
sonra meşhur ustalar ortadan kayboluverdi. İş başa düştü güneşin
alnında primus lambası ile ter içinde kalarak liftinleri alıştırdım
ve direği akord edebildim. Eski sahibi bir şeyden anlamadığı
için direği yanlış gerdirmiş ve direk eğri vaziyette kalmaktan
hava şartları ile eğri bir vaziyette kalmış. Ne yapılsa düzelmesi
mümkün olamadı. Bu konuda uzman ve çok değerli bir insan vardır.
Sayın Haluk Kalkış. Milli yelkencilerimizden ve defalarca
olimpiyatlarda derece almış başarılı sporcu ve centilmen bir
insan. 70 yaşının üzerinde olmasına rağmen gençlere taş çıkartacak
kadar çevik ve çalışkan ve bir o kadar da mütevazı bir insandır
kendisi. Bana yardımcı oldu, o yaşında defalarca direğin üzerine
çıktı çalıştı ama nafile direği düzeltmem mümkün olamadı...
devam edecek ...
Kemal BARAL
Ekonomist - Amatör Denizci
barallar@isnet.net.tr
|
 |