 |
TEKNE SAHİBİ OLMANIN KEYFİ KADAR ZORLUKLARI DA VARDIR
Ayrı bir konu da Türkiye de ister kocaman bir gemi olsun
ister küçük bir gezi teknesi yasal formalitelerinin hemen
hemen aynı olmasıdır. Bu meselenin düzeltilmesi ve gezi amaçlı
özel sportif yatların işlemlerinin basite indirgenmesi gerekir.
Bu konuda çok yazıldı çizildi. Ama bürokrasi de bir adım ilerleme
olamadı. Sadun Boro bir yazısında Denizcilik Müsteşarlığında
karar verme yetkisine sahip bir hanımefendinin kendisine telefon
ederek, Sintine ne demek diye sorduğunu söyler. Yalan
söyleyecek birisi değil... Gerisi ve yorumu size kalmış.
İşte Sevgim in bu türden evrak işlerinin de yapılması
gerekli idi, önce bir liman dairesinden eksper gelerek yönetmelik
hükümlerine uygun olan tüm şartların teknede olup olmadığını
araştıracak ve ondan sonra bir yıl geçerli olan Denize Elverişlilik
belgesi alınacak. Bu işleri takip eden özel kuruluşlar var,
ama ben biraz Don Kişot olduğum için belki kendim ve layıkiyle
eksiksiz, hakkıyla bu işi yapmak istedim. Muameleci parası
vermektense teknenin eksik malzemelerini tamamladım. Gerçekten
beyefendi bir eksper geldi ve hiçbir eksik olmadığı için işlemi
gayet huzurlu ve çabuk bir şekilde tamamlayıp gerekli belgeyi
aldık.
Bütün bu işler benim hiç durmadan bir ay boyunca devamlı uğraşmamı
gerektirdi, sevgili eşim yine eski yıllarda eski teknemizde
olduğu gibi ilgi ve çabasını, yardımını esirgemedi.
Ağustos ayı başına gelmiştik. Tekne yasal olarak yola hazırdı
ama fiilen hazır değildi. İki alternatif vardı, ya doğruca
ana tadilat için denizden Tuzla ya götürüp karaya çekeceğiz
ve bu durumda yazın son iki ayından da istifade etmek mümkün
olmayacak, ya da sezon sonuna kadar bu haliyle idare edip
sezon sonunda ana tadilata başlanacak. Ben ikinci yolu tercih
ettim ve bir ders daha aldım ki çok önemli; asla fiilen
denize tam olarak hazır olmayan bir tekne ile denize çıkmamak
gerekir.
Birkaç deneme seferi yaptım, Niandros adasına kadar
gidip geldim, özellikle sert bir hava seçip Hayırsız açıklarından
Büyükada etrafından dolaşıp yelkenleri ve motoru denedim.
Motor daha ilk saatten sonra gerçek yüzünü ortaya çıkardı.
Eski sahibinin motor için söyledikleri yalandı, bir saat kadar
çalıştıktan sonra şişip kalıyordu, muhtemelen manifold tıkalı
idi ayrıca bir türlü tam devrini de bulamıyordu. Muhtemelen
pervane büyük geliyor veya kompresyon düşüklüğünden gücüne
erişemiyordu. Bütün bu nahoş gerçeklerin tekne karada iken
anlaşılması mümkün değildi ve satın aldığım adam da bulunamıyordu
cep telefonu kapalı ve evinde de yoktu herhalde beni kazıklayışına
memnun yaz tatili yapmakla meşguldü. Manifoldu söküp temizledim.
Mazot filitreleri ve su ayıraçlarını değiştirdim, yağ değiştirdim
( bu iş sanıldığı kadar kolay değildir, teknenin içine karter
açıp eski yağı boşaltamazsınız, mecburen bir el pompası ile
yağ sıcakken azar azar bir kaba boşaltıp ortalığı kirletmeden
atmak gerekir, bu zahmetli ve pis bir iş); ama pervaneye bir
şey yapamazdık o işler karaya çekilince olacak.
Yelken performansı iyi 40 derecenin üzerinde yatırdım
özellikle banamısın demiyor ve dengesi gayet iyi, fakat orsacı
bir yapısı var rüzgar üstüne kaçıyor, bunun sebebi de kıçının
başına göre biraz daha batık olması, yani triminde bir hata
var, yelken teknesinin omurga hattı üzerinde deniz yüzeyine
tam 180 derecelik bir açı ile düz oturması gerekir. Başı yukarda
kalırsa orsacı denir yani rüzgarüstüne kaçar, kıçı
yukarda kalırsa boci kaçan denir ve rüzgar altına kaçar,
geçici çözümlerle bunu telafi etmek mümkündür, içerden birtakım
ağırlıklar eklenir ama bu defada tekne çok sık baş-kıç vurmaya
başlar. O nedenle sorunu altta salmada ağırlık dengesini düzenleyerek
çözmek sağlıklı olanıdır. Bu yüzden trim işini de ana onarım
için teknenin çekilişine bıraktım. Deep sounder eski kocaman
Seafarer marka bir alet, canı isteyince çalışıp canı istemeyince
yok. Bir şey yapılamaz çünki teknenin altına sabit takmışlar
müşirini sökmek için yine teknenin karaya çekilmesi lazım.
Aynı şekilde Elektronik Navigatör de çalışmıyor, küçük pervanesi
içten sökülebiliyor ve bir sorun gözükmüyor fakat, yerine
takılınca tık yok. Demekki takıldığı yer dönüşüne engel oluyor..
Birkaç defa dalıp birşeyler yapabilirmiyim diye uğrastım ama
olacak gibi değil; bunun içinde yapılacak pek bir şey yok
teknenin çekilmesine bıraktık. Allahtan rüzgar göstergesi
su altında değil de direk tepesinde, ona müdahale etmek mümkün
ve düzelttim iyi çalışıyor.
Yelken teknelerinde rüzgar göstergesi ve yalpa saati önemlidir,
devamlı göz önünde olması gerekir. Pusula çalışıyordu ama
güneşten şeffaf kubbesi yanmış ve içi görünmüyor, o marka
bulunmadığı için kubbeyi değiştirmek mümkün olmadı, yenisini
almayı da ana onarımdan sonraya bıraktım.
Benim yelken açtığım senelerden on beş sene geçmiş, o zaman
GPS diye bir şey yoktu, kıyı seyrinde kerteriz alarak
ve açık denizde sekstant ile genellikle güneş rasatı yaparak
mevkii tayin ederdim. Şimdi bu işleri bilen pek kalmamış antika
olmuşlar, GPS anında nerede olduğunu nereye gittiğini üç metre
hataya kadar verebiliyor. Ben aynı verileri elde etmek için
yaklaşık yirmi dakika rasat ve hesap yapardım. Eski usulde
kendime pek güvendiğim için ve Marmarayı ve Kuzey Egeyi gayet
iyi bildiğim için bu aleti almaya da lüzüm görmedim.
devam edecek ...
Kemal BARAL
Ekonomist - Amatör Denizci
barallar@isnet.net.tr
|
 |