 |
TEKNE SAHİBİ OLMANIN KEYFİ KADAR ZORLUKLARI DA VARDIR
Bu arada bir gemicim oldu, hiç hesapta yokken. Direkle
uğraşırken yardımları olan Sn Haluk Kalkış ın oğullarından
biri profesyonel bir balıkçı olmuş ve büyük motoru var. Motor
av yasağı süresinde Fenerbahçe Marina içinde balıkçıların
müktesep hakkı olan ve bedel ödemedikleri bir alan var orada
bağlı. Mürettabattan bazıları da iş güç olmadığı için aylak
aylak ortalıkta dolaşıp duruyor. Haluk bey bana yardım ederken
bunlardan birini de çıraklık etsin diye yanına almıştı. Adı
Erkan, Samsunlu ve temiz, efendi bir genç. Motor Meslek Lisesini
bitirmiş yüksek okula gidememiş ve deniz tutkusu yüzünden
balıkçı motoruna tayfa olmuş. Motordan iyi anlıyor ve çalışkan
birisi. Fakat, birkaç senedir denizlerde olmasına karşılık
hiç yüzme bilmiyor, öğrenmekten de korkuyor. Bana rica etti
kendisini yanıma almam için, yaz sezonunda aylak dolaşmaktan
bıktığını ve biraz yelkencilik ve denizcilik öğrenmek istediğini
defalarca tekrarladı. Haluk bey de izin verdi, fakat yüzme
bilmemesi büyük bir sıkıntı yarattı. Zira yelken teknesinde
her an denize adam düşebilir ve manevra yapıp almak da bir
süre ister, yüzme bilmeyen birisi için bu süre boğulmak demektir.
Daima can yeleği giymeye yemin ettirdik ve yanıma aldım. Geceleri
Sevgim in ön kamarasında yatıyor, temizlik ve tamirat işlerinde
bana yardımcı oluyordu. Ona biraz biraz dümen tutmayı rota
izlemeyi, harita okumayı öğrettim, kitaplar verdim okuyup
öğrenmeye meraklı biri idi ve kısa sürede işi yarar bir eleman
olmaya başladı.
Nihayet uzunca bir yol yapabileceğimize kanaat getirince
Bozcaada ya gitmek üzere 2 Ağustos sabahı Fenerbahçe den yelken
bastık. Teknede küçük oğlum İnanç, gemici Erkan ve hayatında
ilk defa bir yelkenliye binip denize açılacak olan Serap vardı,.
Teknenin ilk seferine kadın almamak eski bir adettir. Fakat
bu ilk seferi olmadığı için tabu yapamadık.
Hava 5 kuvvetinde Yıldız dan esiyordu, rotam ve yelken
için ideal bir hava, tam arma açtık, Yaklaşık 10 knot bir
hızla keyifli yol almaya başladık. Marmara adası fener adasına
270 derecelik Marmara nın tam ortasından geçecek bir rota
ile gitmeye karar verdim.
Dört veya beş saat kadar çok keyifli yol aldık. Tek sorun
Serapın deniz tutmasından ibaretti. İkide bir "ne taraftan
istifra etmem gerekiyor " diye sorup rüzgar altına koşuyordu.
Rüzgar üstüne doğru çıkarırsa üstüne başına sıçrayacağını
ilk deneme de öğrenmişti artık.
Ana yelkenin iskotası arka kamara üzerine monte edilmiş bir
raylı araba üzerine kalın fırdöndü ile bağlantılı palanga
şeklinde idi. Bu tür yelken arabaları bir çeşit kaldıraç ve
amortisör vazifesi görerek ters kontraya düşülmesi halinde
ana yelken bumbasının savrulmasına engel olurlar. Öğleden
sonra ben dümende iken aniden kalın fırdöndü nedendir bilinmez
koptu ve o anda 4,5 metrelik ana yelken bumbası korkunç
bir hızla boşaldı, bizim gemici Erkan ayakta idi ve can havli
ile "eğil" diye bağırdım ve eğildi üzerinden belki
birkaç santimle kalın ağır bumba geçip çarmık tellerine yaslandı.
Çok büyük bir tehlike, şayet başına gelse idi hem travma ve
hem de denize düşmesi sebebiyle ölmesi an meselesi idi. Fakat
halen büyük tehlike içinde idik, başıboş kalmış bumba serseri
bir mayından farksız halde savrulmaya başladı, her yalpada
bir sağa bir sola savruluyordu Acilen toparlayamazsak mutlaka
bir yeri kırar veya alabora olmamıza sebep olabilirdi. O vaziyette
ana yelkeni indirmek veya camadana vurabilmek imkanı yoktu.
Birkaç saniyelik sürede karar verdim ve kamara içinden geçip
başüstü kaportasından direğin önüne fırladım, bumbayı terazileyen
mandarı olanca gücümle çekmeye başladım. Direğe doğru
dikine kalkmaya başlayan bumba ana yelkenin katlanmasını ve
rüzgar alanının küçülmesini savrulacak açısı da küçüldüğünden
tehlikenin atlatılmasını sağladı. Bumba hemen hemen ana direğe
paralele yakın bir açıya varınca camadan halatı ile direğe
sarıp sabitledim. Oğlum ve Erkan donup kalmışlardı Serap ise
avazı çıktığı kadar panik içinde korku ile bağırıyordu. Çok
büyük bir tehlike atlatmıştık. Beş milim kalınlığında fırdöndü
inanılmaz bir şekilde kopmuştu. Buna sebep olsa olsa metal
yorgunluğu olabilir. Bütün denizcilere burada hatırlatırım
ki, kilit, fırdöndü, mapa veya anele gibi parçaları belli
bir süre sonunda yenileyin metal yorgunluğundan kopabiliyorlar.
Mecburen öndeki trinket ve flok u da mayna ettik ve tekne
hareketsiz kalınca bumbayı bağladığımız direkten çözüp yatay
hale getirdik ve sabitleyip camadan makinesi ile ( ana yelkeni
bumba üzerine sarmak için kendi ekseni etrafında çeviren dişli
mekanizma ya camadan makinesi denir) ana yelkeni topladık.
Kopan fırdöndünün bakiyesini yerinden sökmek epey uğraştırdı.
Palangayı doğrudan raylı arabanın mapasına bağladım ve tekrar
yelken açarak yola devam edebilecek hale geldik. Ama bu olaylar
bize saatler kaybettirmiş ve hava kararmaya başlamıştı kerteriz
alıp mevkii tayin edebileceğim bir nesne yoktu bu nedenle
rüzgarda muhtemel kaymamızı düşünerek pusula ile rotaya devam
ettim.
Marmara adasının doğusunda küçük bir fener adası vardır ve
hemen yarım mil kadar batısında Asmalı köyü barınağı ve feneri
vardır. Elimizde GPS imiz olmadığı için hava da karardığından
yapılacak tek şey fenerleri gözlemek ve bu suretle Asmalı
barınağına girmekten ibaretti. Haritalarda fenerlerin özellikleri
belirtilir, kaç milden görünür, ne renktir, nasıl ışık verir
hangi fasılalarla çakar, denizden yüksekliği nedir bütün bunları
tespit etmek mümkündür.
Bu arada hava epeyce sertleşti ve rüzgar 6 arada sırada 7
kuvvetinde esmeye başladı zifiri karanlık bir gecede fenerleri
gözleyerek yol almayı sürdürdüm.
Nihayet gece saat 23 sıralarında fener adası feneri ve arkasında
da Asmalı feneri çakmaya başladı. Asmalı fenerinin çakışı
haritada gösterildiğinden değişikti. Fakat elimdeki harita
1990 basımı olduğundan her halde değiştirmişler diye düşündüm.
Diğer fener haritadaki özelliklerde çakıyordu. Asmalı barınağının
girişi güney batıya doğrudur ve 23,40 da vardığım barınağın
da girişi güney batıya doğru idi. Asmalıya salimen vardığıma
emindim.
En son 17 sene önce gitmiştim Asmalıya, girdiğimiz barınak
ve köy bana bildiğimden epey büyümüş göründü, "eh zaman
içinde burası da bayağı gelişmiş diye düşündüm" ve demirimizi
sağlamlayıp, yorgunluktan yatıp uyuduk.
devam edecek ...
Kemal BARAL
Ekonomist - Amatör Denizci
barallar@isnet.net.tr
|
 |