|
 |
Yazarlar: V. Radhakrishnan
Tercüme eden: Murat Alev
KARE YELKENDEN KANAT YELKENE:
YELKENLİ TEKNELERİN FİZİĞİ
bölüm 8 |
|
TEKNELERLE OYNAMAK
Defalarca tekrarladığımız gibi yatçılık (yelkencilik),
rüzgardan enerji elde etme denemeleri ve bu enerjiyi
tekneleri suyun üzerinde bir yerden başka bir yere götürmek
için kullanma çabasıdır. Otomobil ve bisiklet gibi kara
araçlarında üretilen güç motorun ya da aracı kullanan
kişinin gücüyle sınırlıdır. Yolun eğiminden (ya da rüzgardan)
kaynaklanan değişken yük, vites kutusundaki dişliler yardımıyla
üretilen güçle uyum halinde tutulur. Böylece güç kaynağı
en verimli olduğu devirde çalışırken aracın hızı da üretilen
gücü tüketecek şekilde ayarlanır.
Yelkenli teknelerde ise üretilen güç rüzgara gösterilen
yüzeyin (yelken yüzeyinin) alanıyla ve görünür
(rölatif) rüzgar hızının üçüncü kuvvetiyle (kübüyle)
doğru orantılıdır. Bilindiği gibi, denizde karşılaşılabilecek
rüzgar hızları on kat değişiklik gösterebilir. Dolayısıyla
rüzgar hızındaki değişiklikleri bu sayıyla sınırlı tutsak
bile iyi ve kötü rüzgar güçleri arasında bin kat gibi
inanılmaz bir fark oluşur. Bu farkla uğraşırken bir de
karşımıza sınırlı gövde hızı hastalığı çıkar ve işi daha
da karmaşık hale getirir. Böylece, daha önce de söylediğimiz
gibi yelken alanlarında yapılması gereken değişiklikler
çok büyük değerlere ulaşır. Bu da yelkenleri gerektiğinde
daha büyük veya daha küçük boyutlu yelkenlerle değiştirmek
anlamına gelir.
Bu yazıyı hazırlayabilecek ruh durumunda olmak için Markermeer'de
bir gün boyunca yelken yaptım. Su üzerinde olmak ve rüzgarın
gücüyle su üzerinde kaymak harika duygulardı. Bu duyguları
paylaşan diğer insanlara karşı derin bir kardeşlik duygusu
hissettim. Bu duyguları zedelemek istememekle birlikte
şöyle bir benzetme yapmaktan da kendimi alıkoyamıyorum:
yelkenlerin birini indirip diğerini basmak, otomobille
giderken her yokuşun dibinde tekerlekleri çapı değişik
olan tekerleklerle değiştirmek, tepe üzerine varıldığında
da yeniden değiştirmeye benzetilebilir. Rüzgar şiddeti
arttığında ana yelkene camadan vurma işi çoğu teknede
son derecede acıklı bir iştir ve yalnızca cenoa sarma
sistemi manuel (düz) vitesli otomobiller ya da bisikletlerdeki
vites değiştirme hızıyla kıyaslanabilir.
Yelkenlerin çekildiği direkler, direkleri tutan çarmık
ve gurcatalar, yelkenleri basmaya, rüzgara göre açılarını
ayarlamaya ve indirmeye yarayan yüzlerce metre sentetik
ve çelik halat, makaralar, kilitler, traveler düzenekleri,
gönderler ve güverte üzerindeki her şey yalnızca iki parametreyi
ayarlamak içindir, yelken alanı ve yelkenin rüzgarla yaptığı
açı. Ve yelkenlerin dönme eksenleri rüzgar etki merkezinden
mümkün olduğunca uzağa yerleştirilir, bu nedenle yelkenleri
ayarlamak için pahalı vinçlere ve bir vücut geliştirme
sporcusunun kaslarına gereksinme duyarsınız. Buna bir
de öğrenmeniz gereken yüzlerce yelken terimini ve atmanız
beklenen onlarca gemici düğümünü ekleyin; sonuçta yalnızca
su üzerinde bulunmak ve rüzgar tarafından itilmek için
ödemeniz gereken bedelin hayli büyük olduğu ortaya çıkar.
Birden birinin çıkıp yelken basma, indirme, camadana vurma
gibi sözcüklere lugatında yer olmayan, güvertesinde hareketinize
çapariz veren tek bir halat bulunmayan, rüzgar kuvvetini
kullanarak kendini ayarlayan, tekneyi boyuna göre sahip
olması gereken gövde hızının iki katı hızla götüren, dahası
içkiniz dökülmesin diye tekneyi yatay tutan, bir motor
gibi kolayca alınıp satılan bir itici güce sahip olan,
üstelik okyanus geçebilecek bir tekne satmak istediğini
düşünün. Tekne işine büyük yatırım yapan üreticilere ne
büyük bir darbe olur değil mi? Yachting World adlı etkili
İngiliz dergisinin performansını ispatlamış olan Walker
Wingsail adlı trimarana böylesine büyük bir düşmanlıkla
saldırması pek de şaşırtıcı değil. İngiliz Yüksek Mahkemesi
de hakkın kuvvete galip gelmesinin ender örneklerinde
birini vererek dergiyi bir buçuk milyon pound tazminat
ödemeye mahkum etti.
Geleneksel yelkenliler eski Hollanda yeldeğirmenleri kadar
pitoresktir. Ama yeldeğirmenlerinden nasıl modern rüzgar
jeneratörlerine geçildiyse, benzer bir değişiklik yelken
teknelerinde de yapılmak zorundadır. Bir çocuk klasiği
olan Wind in the Willows'da Mr. Mole (Bay Köstebek) teknelerle
oynamak kadar zevkli bir şey olmadığını söyler. Buna yürekten
katılıyorum ama çoğunun tasarımının oynamaktan öte bol
miktarda konu verdiğini de hissediyorum.
|
Murat ALEV
Liman Kaptanı / Eğitmen
derinmavi_egitim@yahoo.com
www.derinmavi.com.tr
|
|
 |
|
|