 |
Yazarlar: Jacques - Yves Cousteau ve Frederic
Dumas
Tercüme eden: Necat Coşkun
|
Fransa savaştan yeni çıkmıştı. İşgalden kurtulduktan
sonra Toulon'daki tersane acınacak durumdaydı. Buna rağmen,
çalışmalarımız için gerekli malzemeyi bulmakta güçlük
çekmedik.
Bir süre sonra, grubumuzun merkezini, daha muntazam bir
binaya taşıdık. Bu arada yeni arkadaşlarla grubumuzu kuvvetlendirdik.
Yeni arkadaşlarımız Maurice Fargues, Jean Pinard ve Guy
Morandiere deniz subaylarıydı. Aramıza katılan bu arkadaşlar,
kısa süreli bir kurs sonunda, mükemmel birer öğretici
oldular..Devamlı teşebbüslerimiz sonucunda, çalışmalarımız
için gerekli paraya, personele ,motorlara, bir kamyona
ve motorlu yepyeni bir tekneye sahip olduk.
|
| Çalışmalarımızın
bu ilk devresinde, limanda istenilen her hizmete
koşuyorduk. Faaliyetimizin ağırlık merkezini batık
gemilerin yerlerinin keşfedilmesi, Alman torpillerinin
Saint - Elme denizaltı gemisine alınması, tecrübe
labarotvarlarının denize attıkları aletlerin yerlerine
iadesi, içine giren torpillerin veya yabancılara
ait dalgıç cihazlarının muayene ve keşif raporlarının
hazırlanması geliyordu. |
 |
|
Çalışma alanımız genişlettikçe, motorlu tekne ihtiyacımızı
karşılayamaz olmuştu. Bu sebeple Tailliez uzun çalışmalar
sonunda, boyu yirmi iki metre olan iki motorlu V.P. 8'i
bir dalgıç atölyesi haline getirdi. Bunda, basınçlı hava
temin eden cihazlar, bir basınç azaltma odası ve bir basınç
platformu vardı.
İngiliz denizaltı Araştırmaları Merkezinde incelemeler
yapmak üzere İngiltere'ye gittim. Bu seyahatimde Sir Robert
H. Davis'in idaresindeki, Siebe Gormen firmasının tecrübe
ve araştırma tesislerini gezdim. Oraya yanımda götürmüş
olduğum cihazlarımızdan bir kaçını vererek, karşılığında
İngiliz kurbağa adamlarının en gelişmiş elbiselerini aldım.
İngilterede bulunduğum sırada aldığım bir haberin, ilerdeki
çalışmalarımızda büyük bir rol oynayacağını hiç tahmin
etmiyordum. Bu haberle harekete geçerek, binbaşı Shelgord'la
birlikte H.M.S. Deepwater'ı, İngilizlere Almanlar vermişlerdi.
İngiliz kurbağa - adamlarıyla derin su dalgıçları tarafından
mektep gemisi olarak kullanıyordu. İçindeki malzemenin
miktar ve çeşit bakımından bolluğu beni hayran bırakmıştı.
Binbaşıyı tebrik etmekten kendimi alamadım. Binbaşı Shelford,
nazik bir ifadeyle:
Gerçekten de güzel bir gemidir, dedi. Fakat, boynunun
çok uzun oluşu manevra kabiliyetini azaltıyor. Bu bakımdan,
çalışmalarımız için uygun görülmüyor. Bunun ufak eşi Albatros'a
sahip olmayı çok arzu ederdim. Fakat, onu Fransızlara
vermişler. İstemekte geciktiğim için çok üzgünüm.
|
 |
Fransaya mı? Bundan hiç haberim yoktu. Acaba Albatros
ne olmuştu?
Yorulmadan araştırmaya başladım. Yaptığım soruşturmada
Albatros'un yanlışlıkla römorkörler sınıfına ayrılarak,
Cherbourg'a gönderildiğini öğrendim. Resmi makamlara
yaptığım müracaat sonunda, Albatros'un bize verilmesini
sağladım.
|
|
Saout usta ve Fargues'ın yardımıyla bir haftada Albatros'un
çalışmalarımıza uygun tarzda donatıp, Toulan'a götürdüm.
D.G.A'ın vazgeçilmez bir yardımcısı oldu.
Albatros'u Toulan'a getirdikten sonra Saout ustayla faaliyete
geçtik. İki ay devam eden yorucu bir çalışmadan sonra,
Albatros'u gerçek bir denizaltı araştırmaları labaratuvarı
durumuna getirdik. Bu arada ismini de değiştirmeyi ihmal
etmedik. Ünlü bir deniz mühendisinin hatırasını yaşatmak
amacıyla İngenieur - Elie - Monnier adını verdik.
Batık gemi Dalton bize derine dalmak konusunda ilk bilgiyi
vermişti. Elie - Monnier ile Okyonuslara korkmadan açılabildik.
Ekvatora kadar Afrika'ya gittik. Gemimize bilginler misafir
oldular.
Böylece teşkilatlandıktan sonra D.A.G. Birleşik Amerika
da, İngiltere de, Almanya da, İsveç'te ve İtalya'daki
balıkadam kulüpleriyle temasa geçti.
|
| Sanary'deyken bir Pazar günü Dumas, terk edilmiş
küçük bir İtalyan kalesinde el bombaları bulmuştu.
Bombalardan birini denize attı. Birkaç kupes yan
veya sırtüstü dönmüş olarak su üstüne çıktı. Aynı
anda Philippe'le Dumas suya daldılar. Denizin dibinde
on misli daha çok ölü balık vurdular. Bu dinamitle
balık avcılarının, balık nesli bakımından ne kadar
zararlı olduğunu ispat etmiş oluyordu. |
 |
|
Dumas, denemenin sonucundan emin olmak için tekrar bir
el bombası attı. Bu sefer bomba patlamadı. Bir kaç dakika
bekledikten sonra patlamayışın sebebini anlamak için suya
daldı. El bombası, on metre derinlikte duruyordu. Onu
net bir şekilde görebiliyordu. Fünyenin yakınında ufacık
hava kabarcıkları birikmişti. Dumas, tehlikenin büyüklüğünü
anlamaya fırsat bulamadan bomba tam altında patladı. Dumas,
ölüm tehlikesinin en çok olduğu bir yerde bulunuyordu.
Çünkü, su içinde patlayan bir bomba yüzeye doğru daha
şiddetle hissettirir. Bunun sebebi, yüzeye doğru basıncın
azalmasıdır. Bombanın parçaları ise, öldürücü değildirler.
Su kitleleri tüfek kurşununa olduğu gibi, bomba parçalarına
karşı da kalkan görevi görür. Öldürücü olan, bombanın
patlamasıyla, meydana gelen basınç dalgalarıdır.
Dumas, sudan sendeleyerek çıkmıştı. Şiddetle sarsılmış
olmasına rağmen, basınç dalgaları kendisi için öldürücü
olmamıştı.
Bu olay bizi uzun uzun düşündürdü. El bombasının Dumas'ı
öldürmesi gerekiyordu. Sudan sadece sersemlemiş olarak
çıkmasına bakarak, çıplak vücudun basınç dalgalarına daha
dayanıklı olduğunu kabul edebilir miydi? Bu problemi çözümleyebilmek
için, daha sonraki günlerde ikişer ikişer suya daldık.
Yarım kiloluk değişik cinsten patlayıcı maddeleri patlatmaya
başladık. Her seferinde, patlama yerine biraz daha sokuluyorduk.
Bu yaklaşma, patlamanın etkisine dayanamayacağımız, bir
mesafeye ulaşıncaya kadar devam etti. Büyük bir tehlikeyle
karşı karşıya olduğumuzu biliyorduk. Çünkü patlama sırasında
hiçbir şey hissetmediğimiz halde, daha sonra kendini belli
edecek olan bir iç kanaması bizim için öldürücü olabilirdi.
Allaha şükürler olsun ki, böyle üzücü bir olayla karşılaşmadan
denemeler sona erdi.
|
|
 |