Anı – 3

Merhaba!

Anılarımızda, bu sefer rastladığımız arkeolojik unsurlardan bahsedeceğim. Bu unsurları aynı yıl, Bodrum Sualtı Arkeolojisi Müzesindeki arkeologlara harita üzerinde işaretleyerek bildirdik.

İlk bulgumuz, Rumeli karaburnu bölgesinde bir dalışımız esnasında rapana toplarken rastladığım bir yerdi. Garip dip yapısı oldukça ilgimi çekmişti. Hiç doğal bir fauna değildi. İncelediğimde külçeler halinde bir grup metal malzeme gördüm. Bıçağımla tetkik ettiğimde bunların kurşun külçeler olduklarını gördüm. Fakat oldukça okside olup deforme olmuşlardı.

Daha sonra eski dalgıçlara danıştığımda orasının Osmanlı donanmasından Asar_ı Tevfikgemisinin battığı yer olduğunu, parçaların da dümen dairesinin ağırlık safraları olduğunu öğrendim.

Sonraki dalışlarımızda irili ufaklı kurşun kütlelere ve parçalara rastladık. Bazıları 200 kg civarındaydı. Bunlar antik çapalara aittiler.

İstanbul boğazında bir rapana dalışımızda yine dökme bir top gördük. Yakınında, birkaç yüz metre ötesinde ise toprak mutfak eşyaları mevcuttu. Bizans döneminden eski değilllerdi. İstanbul boğazında, yine başka bir mıntıkadaysa, sağlam bir bizans amforası ve zarar görmüş amforalar mevcuttu. Yine askeri bir mıntıkaya yakın bir yerde ise, antik çağga kullanılan çatı kiremitleri vardı.

Şile’ye yakın bir noktadaki dalışımızda ise ilginç bir nesneye rastlamıştık. İlk anda yarım kalmış, tamamlanamamış bir heykel ya da haç tahmin ettiğimiz birşeydi. Dış yüzeyini incelediğimizde, sinterli bir yapıya sahip metal malzemeden oluştuğunu gördük. Ağırlığı yaklaşık 3 ton civarında olmalıydı. Bu cismin ne olduğunu anlayamadan döndük.

Oradan Anadolu Karaburnuna doğru geldiğimizde bir başka rapana teknesinde görüştüğümüz bir arkadaşımızın anlattıklarına şahit olduk, şaşırdık, bir o kadar da üzüldük. O bölgedeki bir dalışında kumların arasında tunçtan yapılmış bir savaşçı başlığına rastlamış. Bir kısmı geçen zamanın ve korozyonun etkisiyle zarar görmüş, fakat genel anlamda iyi durumda olan bu değerli parçayı, bir meraklısına kendisi için iyi bir değere satmış. Üzüldük, halbuki o değerli miğfer birçok önemli tarihi kanıta işık tutabilirdi. Arkeolojik bir mıntıka belirlenememiş ve tahrip olmuş oldu.

Bu anılarımız kısa bir zaman diliminde, pek araştırılmaya fırsatı olmayan bir mıntıkada rastladıklarımızdı. Lütfen sizler de rastladığınız, şüphelendiğiniz bu mıntıkaları, en yakın müzeye haber verin ve hiçbir malzemenin yerini değiştirmeyin.

Görüştüğümüz arkeologlar, o an için araştırılmasa da kaydı tutularak ilk fırsatta, ön araştırmaya gelineceğini belirtmektedirler.

Bir sonraki yazımızda tekrar balıklar ve rapanalardan bahsedeceğiz. O ana değin tüm mavilikler neşe ve mutluluk kaynağı olsun.

Murat Kitapçı
Eğtimen – Rehber

kitapcimurat@hotmail.com

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

‘Karadeniz’de 5 bölge korunmalı’

Denizlerdeki canlı yaşamının korunmasına yönelik oluşturulan ve AB’nin desteklediği Coconet Projesi’nde Türkiye’yi Türk Deniz Araştırmaları …