Bodrum – Tarihçesi …

Denizin, doğanın, kültürün ve gece hayatının iç içe yaşadığı, herhalde dünyanın tek ve örneksiz bir turizm cennetidir Bodrum. Her zaman söylerim “Bodrum’da yaşamak, Bodrum’u yaşamak bir ayrıcalıktır”. Bodrum; yerlisine, yabancısına, sanatçısına, ressamına, gencine ve yaşlısına kucak açan ender sahil kasabalarından birisidir.
Antik dönemim önemli deniz ticaret merkezlerinden birisi olan Bodrum, kentsel görüntüsünü M.Ö. 3000’lerde başlatmış ve bu görünümü bazen önemli bazen silik konumlarda günümüze kadar sürdürmüştür. Bölgenin ilk yerleşik halkı Leleglerdir. Bunlar daha sonra bölgenin adından dolayı Karlar ve Karyalılar olarak anılırlar. M.Ö 1200 lerde Dor istilası sonrası Yunanistan’dan ve Adalardan akın eden halklarla karışmış ve karışım bir yeni halk oluşumu ortaya çıkmıştır. Daha sonraki yüzyıllarda Karyalıların yaşadığı kent olarak bilinen Halikarnassos, M.Ö. 334 de Büyük İskender ve orduları tarafından yıkılıp yakılır.

Kent, Karya Satrapı Mausolos döneminde en önemli çağını yaşamıştır. M.Ö. V y.yıllarda Persler yani İranlıların baskısı sonucu ele geçirilen Karya bölgesi, o dönemim bölge valisi yani Starp’ı olarak Mausolos’un Babası olan Hekatomnos’u bırakmışlardır. Önceleri Mylassa olan bölge başkenti daha sonra, şimdiki adı Bodrum olan Halikarnassos’a taşınmıştır.

Mausolos’un ölümünden sonra kardeşi ve karısı olan II.Artemisia Mausolos adına bir anıt mezar yaptırmıştır. Dünyanın 7 harikasından biri olarak bilinen Mausoleion 52 m. yüksekliği ile antik dönemin en heybetli ve en güzel yapılarındandır.

Halikarnassos ismi bünyesinde ss harflerinin bulunmasından dolayı Anadolu kökenli bir isimdir. Roma Krallık dönemi sonları, erken Bizans döneminde Piskoposluk merkezi olan Bodrum, daha sonra merkezin Denizli yakınlarındaki bugünkü Geyre Köyü’nün olduğu yerdeki Aphrodisias‘a taşınmasıyla basit bir sahil şehri olarak kalmış ve kendi kabuğuna çekilmiştir. Taa ki meşhur Petronium Kalesinin yapıldığı M.M 15.y.yıla kadar.

Tarihte hastaneci şövelyeler olarak bilinen St Jean Şövelyeleri, şimdiki Kadifekale’nin bulunduğu İzmir’de yerleşik durumda idiler. İzmir’in Osmanlıların eline geçmesinden sonra devrin sultanından kendilerine yeni bir yurt istediler. Sonuçta da bugünkü Bodruma yerleşerek yapımı 98 yıl sürecek olan Petronium Kalesini inşa etmeye başladılar (M.S.1415)

Osmanlı Şehzadesi Cem Sultan 1520 de önce Bodrum’a gelmiş ve buradan Rodos’a geçmiştir. M.S 1522 de Kanuni Sultan Süleyman zamanında Osmanlı topraklarına katılan Bodrum’a Evliya Çelebi‘nin uğradığı bilinmektedir.

Osmanlı döneminde hapishane olarak da kullanılan kalesi ile ünlü Bodrum, yakın zamana kadar basit bir balıkçı kasabası olarak kalmıştır. 1960’larda esas geçim kaynağı süngercilik de olan kent Neyzen Tevfik ve Halikarnas balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaçlı) gibi sembol haline gelmiş isimleri ile de ünlüdür.

Günümüzde; Yat Turizmi ve gençlerin vazgeçemediği gece yaşamı ile kendisine Türkiye turizminde önemli bir imaj yaratan Bodrum, enteresan dalış noktalarıyla ve 2001 yılı Eylül ayında açılan yeni dalış yerleriyle Dalış Turizmi’nde de kendisinden söz ettirmeye başlamıştır. Tabii eşsiz St. Petros Kalesi içerisinde temeli 1962 yılında açılan Sualtı Arkeoloji Müzesi ve dalışta geçmişi de yaşayabileceğiniz bulgularıyla Türkiye de Kültür Dalış Turizmi dendiğinde alternatifsizdir Bodrum.

Aşkın CAMBAZOĞLU
Sualtı Arkeoloğu

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

2017 Yaz Trendleri

Sarı bu yaz sezonunun rengi olacak Yaz alışverişiniz için mağazalara gitmeden önce, bu yılın moda …