Su Altında Patlayıcı Maddelerin Hiç Bir Yere Zarar Vermeden Kullanılması

Endüstriyel dalgıçlık yaparak, gemi kurtarma-enkaz kaldırma, liman genişletme derinleştirme gibi işlerle uğraşan insanların en büyük yardımcısı, saniyeler içinde işini neticelendirecek imkan , patlayıcılar dır. Hal böyle iken, gerek kullanıcının, gerekse izni verecek makamı işgal eden kişinin bilgi yetersizliği yüzünden, denizde ve karada bir günde bitecek işler günlerce aylarca, sürebilmektedir.

Ancak bu büyük kolaylıktan faydalana bilmek için, özelliklede şu terör belasının olduğu , ve güvenlik güçlerinin en hassas davranmak zorunda bulunduğu ortamda, her adımın kanunlara uygun şekilde atılması ve ‘’Patlayıcı madde ateşleyici belgesi verilmesi esas ve usullerinin belirlenmesi hakkında yönetmeliğe’’ harfiyen uyulması ve gerekli izinlerin alınmasında en ufak bir ihmale sebebiyet verilmemelidir. Eğer izini verecek makamı işgal eden kişi makul ve işini bilen kişiyse bu izin konusu pek de zor olmamaktadır. Örneğin 1980 12 eylül ihtilalinin olduğu gün , ekib halinde Antalya’da ‘’City of Leeds’’ ve ‘’Turhan Boray’’ batıklarının kurtarılması ile uğraşırken bizlere sokağa çıkma yasağına rağmen özel çalışma izni verildi. 17 eylül de jelatinit dinamit istedik. Bir binbaşı güldü,

-Yahu Erkan bey, biz her yerde silah , patlayıcı arıyoruz , siz bizden patlayıcı istiyorsunuz! dedi. Bende- Komutan, ne yapayım? Çapa zincirlerini makasla kesecek halim yok ki gemiyi yüzdürelim, dedim. Güldü ve izni imzaladı. 19 eylül 1980 de jelatinit dinamitleri aldık.(ek) Ortağım rahmetli Emre Omur la 1970 li seneler de İngiltere ye sualtında kesme , kaynak patlayıcılar, kurslarına gittik.(sualtında kaynak ani soğuma yüzünden randıman vermediğinden patlayıcı mermisiyle titanyum perçin atan, ve çeliğe, betona sonuna kadar giren, tornado perçin tabancasıyla perçin yapılmasını öneririz) Göktürk tankerinin yarasını Aliağa’da böyle yamamıştık.

Örneğin, 1979 senesinde, İstanbul boğazının ortasın da , Beşiktaş ile Üsküdar arasında batan ‘’Kemal Kefeli ‘’ gemisi navigasyon engeli teşkil ediyordu. Bütün direkleri, bacası, kaptan köşkü, yaşam mahallerinin kesilmesi ve üzerinde en az 15m su derinliği temin edilmesi gerekiyordu.

Bu işi sahibi ve sorumlu müdürü olduğum Egemar LTD olarak aldıktan sonra, her zaman olduğu gibi İstanbul Liman Başkanlığından ‘’patlayıcı kullanma ‘’ izni istedik. Müdür: – Şu anda örfi idare var, birde onlardan görüş alalım. dedi. Patlayıcıların, askeri maksatlarla kullanılması ile ileri teknoloji, hatta sanat diyebileceğimiz incelikle kullanabileceğinden habersiz olan (Özellikle Amerika da, şehirlerde koca binaların etrafındaki hiçbir şeye zarar vermeden yıkılışını izlemişsinizdir, bir kasayı bile gürültü etmeden patlayıcı ile çabilirsiniz) sıkı yönetim yetkilisi bir subayın imzası ile gelen cevap şöyle idi: Boğazda patlayıcı kullanılırsa, Salacak’taki ve Beşiktaş ta ki sabit tesisler zarar görür!!, üstelik , Boğazın gemi trafiğine kapatılması gerekir ki, bu da Montreux anlaşmasına aykırıdır !! Yani yasakla kurtul. Ama sonunda metotlarımızı zorda olsa izah edip ikna edebildik. Bizler de bildiğimiz metotlarla (ek bonservis) işi bitirdik. Şu anda o geminin çanı evimi süslemekte (ek) . O zaman asker ve sivil yetkililere sorduk: Gürültü duydunuz mu? Kimse bir şey
duymamış. (şok dalgasını sıfırlama kısmına bakınız).

Benzer şeyler Kıbrıs’ ın Girne Limanında yaşandı. 1977 senesinde askeri ve sivil teknelerden belli bir tonaj üzerindekilerin limana girememesi üzerine, 200m boyunda 14m genişliğinde 3.80m derinliğinde bir koridorun dip kayalarında açılması istendi. Çünkü daha evvelki denemelerde patlamalar Lefkoşa dan duyulmasına rağmen kıymık gibi izlerden başka bir şey olmamış. Gene bürokratik patırtılardan sonra izin çıktı. İlk 15 gün patlayıcılara su altında yuva delikleri açmakla geçti. Sonra büyük ! gün geldi. Liman Asker
ve polis kordonuna alındı. Gürültü bile çıkmayacak , dememe kimse inanmadı. Sonra da bir binbaşı geldi . Komutan soruyor. Neden patlamalar başlamadı? Diye. Kendisine –aşağısı un ufak oldu dediğimde evvela inanmak istemedi. Sonra kepçe, molozları toplayıp dubaya yüklemeye başlayınca işin ciddiyetini anladılar. Ek (foto ve dokümanlar.)

1.GÜRÜLTÜ,
Gürültü. gerek patlayıcının gücüyle oluşan şok dalgası, gerekse fırlattığı parçalarla zarar verebilen ve kendi işini yapmayıp SERBEST KALAN KONTROLSUZ ENERJİ yüzünden meydana gelir. Demek ki kullanacağınız patlayıcının gücünü, yapmasını istediğiniz işin gereği kadarıyla sınırlandıracaksınız ve tam o noktaya yoğunlaştıracaksınız. Bunun için bilginiz varsa hesap yapacaksınız, yada deneme yanılma metoduyla bulacaksınız. Örneğin, kayalık liman derinleştirmeniz gerekli. Buradaki faktörler: Kayanın sertlik derecesi, kompresör- matkap la açtığınız deliğin kalınlığı ve derinliği, kullanılacak patlayıcının evsafı , ( tnt 1 sayılır) suyun derinliği, gibi verilerdir. Böylece kaç gr hangi patlayıcı kullanmanız gerektiğini ya hesap eder, yada bir-iki denemeyle bulabilirsiniz. Bu dozu aşarsanız gürültü olur. Gerekli dozdan az koyarsanız randıman alamazsınız. Tabii deliğin üzerini ve imla hakkına kadar olan kısmını tercihen plastik bir hamurla gene serbest kalan enerji olmaması için kapatırsınız.

2. YÖNLENDİRME ( Fokuslama ):
Burada şok dalgasının gücünü, işin yapılacağı yere gönderirsiniz.(shaped charge) ( ek )Bir gemi saçında delik açacaksanız altı oyuk şeklinde bir kutu, eğer bir batıkta gemi saçını kesmek istiyorsanız aynı formda (ek) patlayıcı şerit kullanmanız gerekir. Ancak iyi randıman alabilmek için şeridin gemi metaline tam temas etmesi, arada midye, kekemoz olmaması gerekir. Bu metotla , ultratermik sualtı kesme aletleri ve dalgıçların günlerce uğraşarak yapacağı işi saniyeler içinde neticelendirebilirsiniz. Şaft, direk gibi bir şey
kesilecekse karşılıklı olarak altlı üstlü 2 yarım ay şeklinde şarj kullanır(makas tesiri) ve bu şarjların arkasına kalın hurda çelik koyarsanız gene kesin sonuç alırsınız.

3. ŞOK DALGASINI VE SESİ SIFIRLAMA:
Su altındaki bir patlama, insanlara ve balıklara zarar verebilmektedir. Çünkü gelen şok dalgası, önündeki suyu iter. Sıvılar ise tazyik altında gazlar gibi küçülmezler. Biraz ilerde su altında bir infilak olduğunda sadece bacağınız suyun içinde ise ölmezsiniz. Çünkü bacağınızın içinde gaz, hava boşluğu yoktur. Şok dalgasını alır ve arkasındaki suya nakleder. Ama vücudunuz suyun içinde ise , şok dalgası geldiğinde ciğer, sinüs, bağırsak gibi organlarınızdaki gazların şoka ,yani basınca uğradığında küçülerek destek olamaması
yüzünden bu organların esneme sınırı aşıldığında yırtılır ve iç kanama ise öldürür. Ama buna karşı yapabileceğimiz çok güzel bir çare var.
Batıkta bir infilak yapacaksınız, ama bir tarafta meskun mahaller var. İşte o meskun mahalle batık arasına deniz dibine deliklerle dolu bir boru döşeyeceksiniz. Borunun sonu kapalı olacak diğer ucunda 200atm lik büyük bir ştandro dan hava vereceksiniz. Su üzerinde hava kabarcıkları kuvvetli şekilde fokurdamaya başladığında, suyun içinde(sanki yan yana dizilmiş binlerce balıkadam varmış gibi) kabarcıklardan oluşan bir duvar oluşmuş demektir. İşte şok dalgası geldiğinde her bir bubble (hava kabarcığı) şok dalgasını küçülüp gene eski haline gelerek absorbe ettiğinden (amortisör vazifesi gördüğünden, öbür tarafa hiçbir ziyan veremeyecektir. Bu metot tarafımızdan çok kere başarıyla kullanıldı.

SU ALTINDA METAL KESME YA DA DELME:
Eğer gerekli patlayıcı iznini alamazsanız, size tavsiyem 1974 senesinde İngiliz Reg Clucas ‘ın icat ettiği ‘’ TERMAL ARK CUTTİNG EQUİPMENT’’ ı kullanmanızdır. Evvela askeri maksatlarla yapılan bu alet( bir geminin altında, rehin alınmış bir uçakta dakikada büyük bir delik açma gibi) sonradan sivil işlerde de kullanılır oldu. Şu anda bu cihaz su altında her kalınlıktaki metali en çabuk kesebilen cihazdır. İndependente tankeri patlayıp battığında, yakın arkadaş olduğumuz Clucas’ı 1982 senesinde aletiyle beraber Ankara’ya Deniz Kuvvetleri karargahına getirdik ve orada Amirallerimize, çalışması garajdaki bir su kitlesinin içinde gösterildi. Bu aleti sonra Türkiye de imal ettim. İmalat metotlarını, memleketimizin, sualtı teknolojisine katkım olması amacıyla, istek olduğunda, asker ya da sivil ilgili kişilere nakledebilirim.
SONUÇ: Bütün bu metotların teferruatıyla anlatılması ancak bir kitaba sığabileceğinden burada kesiyorum. Ancak kanunlara uyulması şartıyla bu ve diğer sualtı teknolojileri ile ilgili konularda Sualtı Teknolojileri Araştırma Enstitüsü Derneği olarak ben ve arkadaşlarım, asker, sivil, üniversiteler, (zaten birçoğu ile çalışıyoruz) profesyonel sualtı çalışanlarına ve kendini geliştirmek isteyen herkese yardımcı olmaya hazırız.

Saygılarımla.
Erkan Ayral
www.suta.org.tr
erkansuta@gmail.com
0532 2428439

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

Kürekli tekneyle Atlas Okyanusu’nu geçti

Güney Afrikalı 42 yaşındaki Chris Bertish, kürekli tekne ile Atlas Okyanusu’nu geçen ilk insan oldu. …