Tekne Sahibi Olmanın Keyfi kadar Zorlukları da Vardır – 5

Ayrı bir konu da Türkiye de ister kocaman bir gemi olsun ister küçük bir gezi teknesi yasal formalitelerinin hemen hemen aynı olmasıdır. Bu meselenin düzeltilmesi ve gezi amaçlı özel sportif yatların işlemlerinin basite indirgenmesi gerekir. Bu konuda çok yazıldı çizildi. Ama bürokrasi de bir adım ilerleme olamadı. Sadun Boro bir yazısında Denizcilik Müsteşarlığında karar verme yetkisine sahip bir hanımefendinin kendisine telefon ederek, Sintine ne demek diye sorduğunu söyler. Yalan söyleyecek birisi değil… Gerisi ve yorumu size kalmış.

İşte Sevgim in bu türden evrak işlerinin de yapılması gerekli idi, önce bir liman dairesinden eksper gelerek yönetmelik hükümlerine uygun olan tüm şartların teknede olup olmadığını araştıracak ve ondan sonra bir yıl geçerli olan Denize Elverişlilik belgesi alınacak. Bu işleri takip eden özel kuruluşlar var, ama ben biraz Don Kişot olduğum için belki kendim ve layıkiyle eksiksiz, hakkıyla bu işi yapmak istedim. Muameleci parası vermektense teknenin eksik malzemelerini tamamladım. Gerçekten beyefendi bir eksper geldi ve hiçbir eksik olmadığı için işlemi gayet huzurlu ve çabuk bir şekilde tamamlayıp gerekli belgeyi aldık.

Bütün bu işler benim hiç durmadan bir ay boyunca devamlı uğraşmamı gerektirdi, sevgili eşim yine eski yıllarda eski teknemizde olduğu gibi ilgi ve çabasını, yardımını esirgemedi.

Ağustos ayı başına gelmiştik. Tekne yasal olarak yola hazırdı ama fiilen hazır değildi. İki alternatif vardı, ya doğruca ana tadilat için denizden Tuzla ya götürüp karaya çekeceğiz ve bu durumda yazın son iki ayından da istifade etmek mümkün olmayacak, ya da sezon sonuna kadar bu haliyle idare edip sezon sonunda ana tadilata başlanacak. Ben ikinci yolu tercih ettim ve bir ders daha aldım ki çok önemli; asla fiilen denize tam olarak hazır olmayan bir tekne ile denize çıkmamak gerekir.

Birkaç deneme seferi yaptım, Niandros adasına kadar gidip geldim, özellikle sert bir hava seçip Hayırsız açıklarından Büyükada etrafından dolaşıp yelkenleri ve motoru denedim.

Motor daha ilk saatten sonra gerçek yüzünü ortaya çıkardı. Eski sahibinin motor için söyledikleri yalandı, bir saat kadar çalıştıktan sonra şişip kalıyordu, muhtemelen manifold tıkalı idi ayrıca bir türlü tam devrini de bulamıyordu. Muhtemelen pervane büyük geliyor veya kompresyon düşüklüğünden gücüne erişemiyordu. Bütün bu nahoş gerçeklerin tekne karada iken anlaşılması mümkün değildi ve satın aldığım adam da bulunamıyordu cep telefonu kapalı ve evinde de yoktu herhalde beni kazıklayışına memnun yaz tatili yapmakla meşguldü. Manifoldu söküp temizledim. Mazot filitreleri ve su ayıraçlarını değiştirdim, yağ değiştirdim ( bu iş sanıldığı kadar kolay değildir, teknenin içine karter açıp eski yağı boşaltamazsınız, mecburen bir el pompası ile yağ sıcakken azar azar bir kaba boşaltıp ortalığı kirletmeden atmak gerekir, bu zahmetli ve pis bir iş); ama pervaneye bir şey yapamazdık o işler karaya çekilince olacak.

Yelken performansı iyi 40 derecenin üzerinde yatırdım özellikle banamısın demiyor ve dengesi gayet iyi, fakat orsacı bir yapısı var rüzgar üstüne kaçıyor, bunun sebebi de kıçının başına göre biraz daha batık olması, yani triminde bir hata var, yelken teknesinin omurga hattı üzerinde deniz yüzeyine tam 180 derecelik bir açı ile düz oturması gerekir. Başı yukarda kalırsa orsacı denir yani rüzgarüstüne kaçar, kıçı yukarda kalırsa boci kaçan denir ve rüzgar altına kaçar, geçici çözümlerle bunu telafi etmek mümkündür, içerden birtakım ağırlıklar eklenir ama bu defada tekne çok sık baş-kıç vurmaya başlar. O nedenle sorunu altta salmada ağırlık dengesini düzenleyerek çözmek sağlıklı olanıdır. Bu yüzden trim işini de ana onarım için teknenin çekilişine bıraktım. Deep sounder eski kocaman Seafarer marka bir alet, canı isteyince çalışıp canı istemeyince yok. Bir şey yapılamaz çünki teknenin altına sabit takmışlar müşirini sökmek için yine teknenin karaya çekilmesi lazım. Aynı şekilde Elektronik Navigatör de çalışmıyor, küçük pervanesi içten sökülebiliyor ve bir sorun gözükmüyor fakat, yerine takılınca tık yok. Demekki takıldığı yer dönüşüne engel oluyor.. Birkaç defa dalıp birşeyler yapabilirmiyim diye uğrastım ama olacak gibi değil; bunun içinde yapılacak pek bir şey yok teknenin çekilmesine bıraktık. Allahtan rüzgar göstergesi su altında değil de direk tepesinde, ona müdahale etmek mümkün ve düzelttim iyi çalışıyor.

Yelken teknelerinde rüzgar göstergesi ve yalpa saati önemlidir, devamlı göz önünde olması gerekir. Pusula çalışıyordu ama güneşten şeffaf kubbesi yanmış ve içi görünmüyor, o marka bulunmadığı için kubbeyi değiştirmek mümkün olmadı, yenisini almayı da ana onarımdan sonraya bıraktım.

Benim yelken açtığım senelerden on beş sene geçmiş, o zaman GPSdiye bir şey yoktu, kıyı seyrinde kerteriz alarak ve açık denizde sekstant ile genellikle güneş rasatı yaparak mevkii tayin ederdim. Şimdi bu işleri bilen pek kalmamış antika olmuşlar, GPS anında nerede olduğunu nereye gittiğini üç metre hataya kadar verebiliyor. Ben aynı verileri elde etmek için yaklaşık yirmi dakika rasat ve hesap yapardım. Eski usulde kendime pek güvendiğim için ve Marmarayı ve Kuzey Egeyi gayet iyi bildiğim için bu aleti almaya da lüzüm görmedim.

devam edecek …

 

Kemal BARAL
Ekonomist – Amatör Denizci

barallar@isnet.net.tr

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

Ege’de gönüllü cankurtaran birliği

Türkiye’den Yunanistan’a geçmek için her gün onlarca bot Ege Denizi’ne açılırken, göç sırasında kazalara müdahale …