Ana sayfa » Kategori bazında arşiv » Köşe Yazıları » Dalış Yazıları (Page 3)

Sessiz Dünya – 26

Bir gün Port-Cros’da Dumas orta büyüklükte bir ahtapot yakaladı. Kısa bir süre onu kolları arasında tuttuktan sonra serbest bıraktı. Hayvan, suyun içinde süratle uzaklaşmaya başladı. Ahtapot, özel bir kesenin içine emdiği deniz suyunu, kuvvetle püskürtmek suretiyle, hemen hemen tepkili uçakların işleme prensibine yakın bir sistemle hareket eder. Bu sırada kolları, arkalarında serbestçe sallanır. Kısa hamlelerle, [...]

Sessiz Dünya – 25

Cebelitarık Boğazı, memeli deniz hayvanlarını tetkik etmek isteyenler için ideal bir yerdir. Binlerce Yunus balığı veya balina, günün her saatinde Akdenizden Okyanusa veya Okyanustan Akdeniz’e geçer. Bu göçlerin esrarı henüz bilginler tarafından çözülememiştir. Bir gün, Elie Monnier’i boğazın ortasında durdurmuştuk. Dumas denize dalmış, geminin altından geçen domuz balıklarının filmini çekmeye başlamıştı. Bu sırada ben de [...]

Sessiz Dünya – 24

Kazablanka’ya geldiğimiz zaman Suzi altı günden beri açtı. Şehirdeki Belediye yüzme havuzunu kiralamayı düşündük. İlgililerle pazarlık yaptığımız sırada, bir Arap balıkçı gemiye geldi. Demir parmaklıkların gerisinde somurtarak yatan Suzi’yi kısa bir süre seyrettikten sonra: ” Bu hayvana ahtapot vermelisiniz, Foklar, ahtapotu çok severler.” Kolunu heyecanla sıkarak: ” Haklısın !… dedim. Haydi bize ahtapot bul.” Arap [...]

Sessiz Dünya – 23

Foklar uzaklaştıktan sonra gemiye çıkmış, kuru elbiseler giymiş, mağaraya gitmiştik. Ellerimizde kuvvetli elektrik fenerleri vardı. İçerisi (L) biçimindeydi. Dipte dar bir tünel vardı. Tailliez, emekleyerek içeri girmişti. Biz de tereddüt etmeden arkasından yürümüştük. Altı veya yedi metrelik bu dar tünel, altı metre çapında geniş bir mağarada sonlanı yordu. İçerde keskin bir hayvan kokusu vardı. Fenerlerimizin [...]

Sessiz Dünya – 22

Kablo uzadıkça, kafesin hareketleri de garipleşiyordu. Sık sık birbirlerine çarpan çelik tüplerin sesleri, denizin içinde komik sesler çıkartıyordu. Kafes bir çan, biz de onun tokmağı olmuştuk. En çok elimdeki kameranın zedelenmesinden korkuyordum. Dumas da, ucunda patlayıcı madde bulunan zıpkını korumaya çalışıyordu. İşte bu karışıklık içindeyken, arkadaşlarımdan birisinin çarpmasıyla maskem çıktı. Mağlubiyeti kabul etmeyerek, maskeyi yüzüme [...]

Sessiz Dünya – 21

Uzun uzun düşündükten sonra Santa-Clara adasının rüzgardan tamamıyla korunmuş olduğunu ve ada yakınında iki bin metre derinlik bulunduğunu hesaplayarak, Foga’dan ayrıldık. 3 Kasım 1948 günü şafak vakti Cosyns, üç tonluk demir külçesinin dalıştan on bir saat sonra düşmesini sağlayacak tarzda kronometreyi ayarladı. Akşam üstü saat dörtte suya bırakıldı. Elie- Monhier’den römorköre bağlayan halat bir balta [...]

Sessiz Dünya – 20

Scaldis, otuz metre derinlikte demirlemişti. İlk tecrübelerden itibaren ümit kırıcı olaylar birbirini izlemeye başladı. Bazı arızaları yok etmek için yapılan beş günlük çalışmalardan sonra elektrik mıknatıslarının tuttukları ağırlıkları yerlerine yerleştirmek mümkün oldu. Batiskafın insansız olarak dalış yapması halinde bütün tesisat otomatik çalışacaktı. O sabah, yorucu bir çalışmadan sonra, Batiskaf ilk denemeye hazır duruma getirilmişti. İşleri [...]

Sessiz Dünya – 19

Bu bilimsel araştırma için çok iyi bir şekilde hazırlanmıştık. Batiskafın karmakarışık aletlerinin imal edilişine yardımcı olmuş, çalışmalara en uygun yeri tespit edebilmek için bir ay devamlı olarak Yeşil-Burun adaları civarında dalışlar yapmıştık. Elie-Monnier, 1 Ekim 1948 günü sabahın dördünde Dakar’dan ayrılarak, Anvers’ten gelecek olan Scaldis’i karşılamak için açık denize doğru yol almaya başlamıştı. Güneş doğarken [...]

Sessiz Dünya – 18

Bütün yaz edindiğimiz tecrübelerle, Fargues’ın ölümü doksan metre derinliğin çelik tüplerle dalış için bir sınır olduğunu bize ispat ediyordu. Amatörler, birkaç günlük derslerden sonra kırk metre derinliğe rahatça inebilmektedirler. Profesyonel olanlar, basınç azalması gibi bazı kaidelere uymak şartıyla bu derinlikte çalışmalar yapabilirler. Vücutları iyice alışmış dalgıçlar, kırk ila altmış beş metre arasında hafif veya kısa [...]

Sessiz Dünya – 17

Altmış beşinci metre azot tadını ağzımda duydum. Aynı anda da derinlik sarhoşluğunu şiddetle hissetmeye başladım. Sağ elimle ipe sıkı sıkıya tutunarak, olduğum yerde durdum. Kafamın içi karmakarışıktı. Sebepsiz bir neşe içindeydim. Düşüncelerimi, gerçekle ilgili konulara kaydırmak için insanüstü bir çaba sarf ettim. O anda ilk aklıma gelen şey, suyun rengini tayin etmek oldu. Dikkatle etrafıma [...]

Sessiz Dünya – 16

Balıkadam olarak en enteresan define araştırıcılığına, Yeşil Burun takım adalarına dahil Do Sal adasında tesadüf ettik. Bu ıssız yerde, bir adam Elie-Monnier’e çıkmış, bizi samimi bir ifadeyle selamlamıştı. Cote d’Azur’un en ünlü dalgıçlarından birisiydi. Ona: – Burada ne işiniz var? diye sorduk. – Batık geminin mallarını çıkartıyordum. – Kimin hesabına çalışıyorsunuz? – Kendi hesabıma….. Bu [...]

Sessiz Dünya – 15

Robert, yüzüme ayrı ayrı bakarak: Mevsimin sonuna doğru bir gün, adamlarımla birlikte denizin üstünde çalışırken, akıntıya kapılan sandalımız demir tarayarak, yavaş yavaş yer değiştirmişti, diye anlatmaya devam etti. Demirin bir yere takılarak, sandalın sarsıldığını hissedince, akıntıya kapıldığımızı anlayabilmiştik. Acaba, demirimiz nereye takılmıştı? Derhal denize dalmıştım. Tahmin edin bakalım neyle karşılaştım? Ville-De-Grasse’la!… Koca gemiyi görünce, çocuklar [...]