Geçmişlerinde oldukça gizem barındıran 10 ilginç ada

Tatil hayalleri kurduğumuzda, genelde büyüleyici bir tropik ada gözümüzün önüne gelir. Ancak, bazı adalar var ki; alıştığımız görüntülerden oldukça farklılar. Dolayısıyla böyle bir yazının öznesi olmayı hak ediyorlar. Bright Side tarafından düzenlenen derlemede, bu enteresan oluşumlar listelenmiş.

Listenin sonundaki özel bölüm de sizi oldukça şaşırtacak.

  1. Goqui Island

Goqui Adası, eğer kendi haline bırakırsak doğanın her zaman kazandığının mükemmel bir örneği gibi. Bu balıkçı köyünde, köyün sakinlerinin taşınmasının ardından tabiat ana kontrolü eline almış ve her yeri yeşil, yumuşak örtüsüyle kaplamış.

  1. Mauritius’taki “Sualtı Şelalesi” İllüzyonu

Mauritius Adası, muhteşem doğasının yanında, doğal kaynaklar tarafından yaratılan olağanüstü illüzyon ile de dikkat çekiyor. Yukarıdan baktığınız zaman, kum ve kil yığınlarının uzanışı, bir sualtı şelalesi izlenimi veriyor.

  1. Yılan Adası

Adanın bu ismi almasının bir nedeni var şüphesiz. Burası, dünyanın en tehlikeli zehirli yılanlarından biri olan “Golden Lancehead” (Bothrops insularis) türü yılanların evi haline gelmiş durumda. Bazı araştırmacılara göre adada yaklaşık 4000 yılan yaşıyor. Bu da her metrekareye bir yılan düştüğünü gösteriyor. Burası o kadar tehlikeli ki, Brezilya hükümeti tüm girişleri yasaklamış durumda.

  1. Bouvet Adası

Bouvet Adası muhtemelen dünyanın en ücra noktasında bulunuyor. Atlantik Okyanusu’nun en güney ucunda yer alan bu adanın keşfi 1739’da Jean-Baptiste Charles Bouvet de Lozier ile başlıyor. Ancak adanın yerini hatalı olarak saptadığı için 1808’e kadar bir daha kimse aynı yeri bulamıyor. 1808’de İngiliz Balina Avcısı James Lindsay tarafından yeniden keşfediliyor ve adı Lindsay Adası oluyor. 17 sene sonra yine bir İngiliz balina avcısının yolu adaya düşüyor ve buraya Liverpool Island adını veriyor.

Nihayet, türlü müzakereler sonucunda 1971 yılında; resmi olarak adayı ilk keşfeden Jean-Baptiste Charles Bouvet’ye ithafen Bouvet Adası adını alıyor.

  1. Clipperton Adası

Clipperton Adası, Pasifik Okyanusu’nda 6 km²’lik küçük bir mercan çemberi. Anakaraya binlerce kilometre uzaklıktaki adada, 1900’lü yıllarda balık gübresi avcılığı yapıldığı biliniyor. 1910’larda burada bir deniz feneri inşa ediliyor ve ada nüfusu 100 kişi civarına ulaşıyor. İki ayda bir gelen bir gemi, ada halkına yiyecek ve diğer ihtiyaçları taşıyor. 1914’te Meksika İç Savaşı nedeniyle gemi, adaya gelmez oluyor. Böylece ada halkı tamamen unutuluyor, hiçbir üretimi, yenilebilir bitki kaynağı olmayan adada adeta ölüme terkediliyor.

Sonunda, 1917 yılında, ada halkından son ayakta kalan 3 kadın ve 8 çocuk, yetersiz beslenmekten ölmek üzereyken bir Amerikan gemisi tarafından kurtarılıyor. Ada o zamandan beri terk edilmiş durumda.

  1. Ernst Thälmann Adası

Ernst Thälmann Adası, Küba yakınlarında bir minik ada. 1972 yılında Kübalı lider Fidel Castro, Alman lider Erich Honecker için bir karşılama düzenliyor ve jest olarak adaya liderin adı verilerek ona hediye ediliyor. Böylece ada Alman toprağı haline geliyor. Ardından, Berlin Duvarı yıkılıp Doğu ve Batı Almanya tek bir ülke olunca, adanın adı hiçbir belgede geçmediği için teknik olarak dünya üzerinde Doğu Almanya adıyla ayakta kalan tek toprak parçası bu ada oluyor.

  1. Palmyra Mercanı

Palmyra Mercanı da büyük bir mercan adası formunda ve dünyanın en izole noktalarından biri. Yağmur ormanlarının çevrelediği muhteşem lagünleri ve  deniz hayatının en konsantre formunu yansıtan doğal yaşam alanıyla kulağa cennet gibi gelse de, adaya dair dolaşan hurafeler eksik olmuyor. Uzun zamandır ada etrafında dolaşan bazı gemilerin gizemli bir biçimde ortadan kaybolması, çevrede en çok konuşulan konulardan.

Adayı ziyaret etmek istemeniz durumunda, kalabalık bir bekleme listesine kaydolmanız ve seçilecek birkaç şanslı kişiden biri olmanız gerekiyor.

  1. Vulcan Adası

Filipinler’in kuzeyinde, Taal adlı bir göl bulunuyor. Bu göldeki küçük adaya, Taal Vulcano adı verilmiş.

Bu adanın tam ortasında suyla dolmuş bir kraterden oluşan bir küçük göl var… Ve bu gölün ortasında yine küçük bir ada bulunuyor, işte bu adanın adı Vulcan Adası. Adeta adaların, matruşka bebeği varyasyonu gibi.

  1. Fort Carroll

Hiç sadece kendinize ait bir ada hayali kurup sonra da bunun için sınırsız zenginliğe sahip olmanız gerektiği kanısına vararak hayalinizden vazgeçtiğiniz oldu mu? Öyleyse bazı adaların oldukça ulaşılabilir bedellerde olduğunu bilmek sizi şaşırtacaktır. Sorun şu ki, buna rağmen bu adaların alıcısı yok. Örneğin, inanılmaz derecede ucuz fiyatıyla Fort Carroll onlardan birisi.

Fort Carroll, Amerikan Ordusu tarafından yapılmış ancak şu anda özel mülkiyet durumunda. Şimdiki sahibi burayı bir tatil merkezine çevirmeyi düşündüyse de, zamanla bunu yapmak olanaksızlaşmış. Çünkü ada gitgide bir kuş cennetine dönüşmüş ve kuşlara zarar vermeden inşaat yapmak mümkün olmamış.

Özetle, kendinize ait bir adanız olsun isterseniz, biliniz ki Fort Carroll şu anda satılık.

  1. Socotra Adası

Socotra Adası, adeta başla bir gezegene ait gibi hissettiren atmosferiyle, dünyadaki “Cennet Bahçesi” olarak da anılıyor. O kadar uzun zamandır kendi haline bırakılmış ki, dünyada başka hiçbir yerde benzerine rastlanmayan bir doğal bitki örtüsüyle kaplanmış. Örneğin görseldeki ejderha meyvesi ağacı, rüzgarlarla şeklini değiştirmiş ve bir şemsiye görünümüne bürünmüş.

Özel Bölüm: Diavik Elmas Madeni

Temel olarak, tüm ada dev bir elmas madeninden oluşmakta. Kanada’nın kuzeyinde bulunan Diavik, 15 sene önce açılmış ve bugüne kadar buradan 100 milyon karattan fazla elmas çıkartılmış ki; bu miktar 20 tona denk. Bu çok fazla nişan yüzüğü demek.

Diavik Madeni, proje olarak da çok ilgi görmüş hatta bu projeyle ilgili bir de kitap yazılmış. İlgili kitaba aşağıdaki verilen linkten ulaşabilirsiniz:

http://www.riotinto.com/documents/Diavik_Constructing_the_legacy.pdf

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

Kuş yuvasında, sıradışı bir bar deneyimi.

Deniz ve havuzla çevrelenmiş yapısıyla adeta büyüleyici bir ada görünümündeki Beach & Poolside Bar; San …