Anı – 13

Selamlar

Tekrar deniz anılarımızla birlikteyiz. Bu kez farklı bir konuya değineceğim. Yaklaşık yedi yıldır Saroz Körfezine dalışa gitmiyorum. Yakın olması güzelliği gibi birçok olumlu yönü olmasına karşın anlatacağım olumsuz sebebler beni ve benim gibi birçok arkadaşı da bu bölgeden soğutmuştur.

O zamanlar İstanbul’da bir Saroz dalışları fırtınası vardı. Bunun sebeblerinin başında da eğitimler için şehire yakınlığı ve dip faunasının güzelliği geliyordu. Dolayısı ile kısa zamanda, fabrikasyon eğitimler, gelenleri ağırlamak için bir yarış ve büyük bir maddi pazar oluştu.

Bir Saroz dalışında gurubumuza son anda katılan bir bayan arkadaşın dalış esnasında maskesindeki su seviyesinin yarı seviyeyi bulduğunu gördüm. Boşaltmasını işaretle anlattığımda anlamadığını farkettim. Ben tatbiki olarak gösterdim. Tekrarlamasını istedim. Problemini çözdük. Dalış sonrası sorduğumda; Sarozda eğitim aldığını, kendisine bunun anlatılmadığını belirtti. Hepimizin şaşkınlıktan ağzı açık kalmıştı. Hemen kendisine en temel bilgileri aktardık. Dalışın suya girip dolaşmaktan ibaret olmadığını bilmek öğretilmeliydi.

Zaten o yıllarda uzucu dalış kazalarının çokluğu ve bunların olduğu yer Saroz Körfeziydi. Gece balık vuranların tercihide aynı bölgeydi.

Yoğunluk o kadar fazlaydı ki Beyoğlu’ndaki İstiklal caddesini andırdığı zamanlar oluyordu. Özellikle İbrice’de, bir grup sudan çıkarken diğerleri giriyordu. Bir seferinde sualtı arkeoloğu arkadaşımla ayrı köşelerde dalarken gurubundan ayrılıp gelen bir balıkadam arkeolog arkadaşımın elindeki örnekleri alıp atmaya çalışmıştı. Bu üçümüzün yüzeye birlikte çıkmasına sebeb oldu. Durumu çözene kadar uzun uğraşılar verdik. Ama olaya sahip çıkılması yönüyle güzeldi.

Bir seferinde de rastladığım ıstakozu eşime de göstereyim diye dönüp kıyıya haber verip gelene kadar geçen zamanda, taşın altındaki ıstakoz yok olmuştu. Avlanması içinde çıkacağı saat de değildi. Bu kadar hızlı balıkadamlar sadece burada olsalar gerek diye düşündük güldük.

Bir dalışımızda da, okuldan mezun olduktan on yıl sonra sınıf arkadaşımı İbrice’de dipte karşıdan gelen grupla karıştığımızda
karşımda gördüm. Kendimi İstiklal caddesinde eski bir dostla karşılasmış gibi hissettim. Bu son Saroz seferim oldu ve bu bölge sakinleşene kadar da gitmemeye karar verdim.

O zamanlar İbrice’de bir dalış merkezi de mevcuttu. Bir yaz sonu oraya gitmiştik. Gece hiçbir ısıtıcı olmadığından sabaha kadar titredik. Tüpümüzü dolduramadık, kompresör arızalıymış. Kesan’a gittik bir otele. Gelen müşterilerine ek olarak kompresör desteği de veriyormuş. Oysa biz esas görevi dalış olanın hem konaklamayı, hemde esas işini eline yüzüne bulaştırdığını görmüştük, şaşırdık.
Zaten bu yaklaşımla ve dalış kazalarıyla başı ağrıyınca işi ve bölgeyi bıraktı.

Camianin bu fabrikasyon balıkadam yetiştirici dediğim eğitmenlerden dolayı itibarı sarsılmıştı. Daha sonra çeşitli yollarla bu durduruldu.

Şu an dalış eğitimi, bu işe yıllarını vermiş kişi ve kurumlarca özenle yapılmaktadır. Güneyde ise bu daha verimli bir şekilde sürdürülüyor. Nedeni ise esas işi bu olan merkezler, uygulamalı olarak tekne-deniz imkanlarıyla, dersleri daha kısa sürede sıkıştırılmış programlar halinde sunabiliyorlar. Böylece öğrenciler tatil yaparken bröveli dalgıç olma şansına sahip oluyorlar. Yabancıların söylemiyle —job on the training

Tekrar anılarla ve sizlerle bir arada olabilmek dileğiyle tüm mavilikler sizlerle olsun.

Murat Kitapçı
Eğtimen – Rehber

kitapcimurat@hotmail.com

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

‘Karadeniz’de 5 bölge korunmalı’

Denizlerdeki canlı yaşamının korunmasına yönelik oluşturulan ve AB’nin desteklediği Coconet Projesi’nde Türkiye’yi Türk Deniz Araştırmaları …