Anı – 19

Yaz başladı başlayacak derken sonuna geldik sayılır ama Eylül ayı denizin en bereketli ve deniz suyunun en sıcak olduğu aydır. Tabiki hava durumunun denize gitmeye müsaade ettiği sürece çünkü özellikle balıkların bir araya toplanıp beslenmiş, yağlanmış kışa hazırlıklı olarak olarak daha sıcak sulara doğru hareketlendiği zamandır. Bu nedenle gerek oltayla gerek zıpkınla avlanan arkadaşlar için bereketli bir aydır.

Eski balıkçıların deyimiyle katavaşya zamanıdır. Balıklar havanın denizin bozacağını bizlerden çok önce hissedebilirler. Çok güzel bir havada sakin bir denize daldığınız zamanlar olmuştur. Deniz neden bu kadar boş hiç balık göremedim dediğiniz dalışlarınızda olmuştur.

Böyle bir dalışda karşılaştığım ilginç görüntüleri sizlere aktarmak isterim. Taşların üzerinde de görmeye alıştığımız rapanaları (deniz salyangozu) taşlardan aşağı inip kendilerini kuma gömdüklerini, sadece kabuklarının üstünü görebildiğinizi veya derinlere çekildiklerini gözlersiniz.

Bazen de bir yengecin, pavuryanın karnının altına bir taş parçası alarak ağırlaşmaya çalıştığını, nadir olarak görebildiğiniz balıklarında telaşlı bir şekilde yol aldığını gözlersiniz.

Tüm bunlar havanın bozacağının, fırtınanın gelmekte olduğunun belirtileridir. Böyle olmasının nedenleri arasında akıntının kuvvetlenmesi ve deniz suyunda akıntının yönüne ve şiddetine bağlı olarak su sıcaklığının değişmesidir. Bunları hisseden deniz canlılarıda deprem öncesindeki kara canlılarının davranış biçimleriyle benzerlik göstererek kendilerini güvenceye almaya çalışırlar.

Yine yıllar önce böyle bir günde dalışımızda artan akıntı ve biz sualtındayken gün ortasında denizin loşlaşması ve bahsettiğim belirtilerin bazılarını gözlemlemizle dalışımızı kısa tuttuk.

Teknenin altına doğru gelip, yüzeye ulaşmamızla havanın rüzgarladığını, teknedeki arkadaşımızın bize telaşla seslendiğini gördük. Akıntıya rağmen uzun paletlerimle tekneye kolayca ulaşıp, her zaman dalışdan önce suya bıraktığım ucu karabinalı iki kulaçlık ipimi yakalayıp BC yeleğimdeki ipe tutturdum ve yeleği çıkarıp süratle tekneye çıktım. Arkadaşıma da yardım edip malzemelerimizi toplayıp hızla demirimizi kaldırıp yola koyulduk ki peşimizden hava denizci deyimiyle çoluğu çocuğuyla koyverdi.Yani fırtına tüm şiddetiyle geldi.

Tabiiki olayın bu denli süratle gelişmesinde mevkimizin boğazın Karadeniz çıkışında olmasının büyük katkısı var. Diplerdeki ve havadaki belirtiler genelde aynı günün akşamına veya sabahına oluşacak olayları haber verir, tıpkı sabah şafak zamanı güneşin etrafındaki bulutlar ve renk günün hava durumunun habercisi olması gibi .Bu belirtiler denizlerdeki güvenliğimize yardımcıdır .

Tekrar buluşana değin tüm mavilikler sizlerle olsun.
Murat Kitapçı
Eğtimen – Rehber

kitapcimurat@hotmail.com

 

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

‘Karadeniz’de 5 bölge korunmalı’

Denizlerdeki canlı yaşamının korunmasına yönelik oluşturulan ve AB’nin desteklediği Coconet Projesi’nde Türkiye’yi Türk Deniz Araştırmaları …