Sessiz Dünya – 20

Scaldis, otuz metre derinlikte demirlemişti. İlk tecrübelerden itibaren ümit kırıcı olaylar birbirini izlemeye başladı. Bazı arızaları yok etmek için yapılan beş günlük çalışmalardan sonra elektrik mıknatıslarının tuttukları ağırlıkları yerlerine yerleştirmek mümkün oldu.

Batiskafın insansız olarak dalış yapması halinde bütün tesisat otomatik çalışacaktı. O sabah, yorucu bir çalışmadan sonra, Batiskaf ilk denemeye hazır duruma getirilmişti. İşleri biten teknisyenler, ambardan uzaklaşmışlardı. Piccard, hazırlıkları son bir defa daha gözden geçirmek için, ambara dönmüştü. Çelik kürenin içinde, vakti kusursuz olarak gösteren bir kronometre gözüne ilişti. Biraz ilerde, başka bir saat daha vardı.

Bu saatin pandülü hareketsiz duruyordu. Son derece dalgın bir insan olan Piccard, o anda kafası başka problemlerle meşgul olduğu için, düşünmeden bu saati kurmuştu. Bu sırada bir ibrenin, kırmızı bir çizginin üstüne gelerek durduğunu da fark etmemişti. Aynı anda biz de, elektrik mıknatıslarına ağırlıkları yerleştirmekle meşguldük. Batiskafın öğle yemeğinden sonra denize indirilmesini kararlaştırmıştık. Saat tam on ikide korkunç bir gürültü duyarak, hepimiz ambara koştuk. Piccard’ın dalgınlıkla kurup, ayarladığı kronometre, saat on ikide elektrik akımını kesmiş olduğu için, mıknatıslara bağlı ağırlıklar, ambarın içine düşmüşlerdi.

O anda ambarda hiç kimsenin bulunmamış olmasını mucize olarak kabuk etmek gerekti. Fakat maddi zarar çok büyüktü. Ağırlıklar, ambarın içine düşmüşlerdi.

O anda ambarda hiç kimsenin bulunmamış olmasını mucize olarak kabul etmek gerekti. Fakat maddi zarar çok büyüktü. Ağırlıklardan biri, akümülatör bataryalarından birinin üstüne düşerek, parçalamıştı. Aynı anda da ambarın içine asit buharları yayılmıştı. Böylece ambara girmek imkansızlaşmıştı. Yedek akümülatörlerimiz vardı. Fakat, gerekli tedbirleri almadan, ambara hiç kimse girmeye cesaret edememişti.

Profesör Piccard, Batiskafla ilk dalacak olanlar arasında bulunmayı istiyordu. İkinci şahsı seçmek için çekilen kurayı Theodore Monod kazandı. Piccard’la Monod, beyaza boyanmış olan çelik kürenin içine girdiler. Scaldis’in kuvvetli vinci 26 Kasım 1948 günü, öğleden sonra saat üçte, Batiskafı havaya kaldırarak, denize bıraktı.

Scaldis’in motor-pompaları otuz iki bin litre yakıtı Batiskafa boşalttıktan sonra, daha önce hatıra gelmeyen bir sürü iş ortaya çıktı: Boruların vidalarını gevşetmek, supapları ve radar aksettiricisini yerlerine takmak, maden talaşı çuvallarının bir sandala yüklenmesi, halatların ve römorkörün manevraları gibi…

Güneş batarken bir römorkör, Batiskafı yedeğine aldı. Scaldis’e bağlı olan halatlar çözüldü. Yukarı çıkarken geminin altına çarpmaması için çelik küre uzağa götürüldü.

Scaldis’in güvertesine sıralanmış olan personel, Batiskafın kaybolduğu yere dikkatle bakıyorlardı. Dalıştan on iki saat sonra, Batiskaf tekrar suyun üstünde belirdi. Çelik küreyi römorkörle çekmek, halatlarla bağlamak, Scaldis’e vinçle çekmek ve ambara yerleştirmek, tam beş saat sürdü. Piccard’la Monod, uzun süreli hapis hayatından sonra, tekrar hürriyetlerine kavuşabildiler. Fakat bu da pek kolay olmadı. Ambar, projektörlerle gündüz gibi aydınlatılmıştı. Profesör Piccard adımını dışarı atarken, film makineleri homurdanmaya başladılar. Batiskafın önünde, elinde bir süt şişesi tutarak duran profesör Piccard objektiflere bol bol poz verdi . bu filmi çekebilmek için on yıl durmadan çalışılmış, milyonlarca frank sarf edilmiş; dört geminin üç yüz teknik adamın ve iki hükümetin yardımına ihtiyaç hissedilmişti. On iki saat çelik bir hücreye hapsedilmiş olan iki ilim adamı, tecrübeli dalgıçların kontrolu altında, yirmi beş metre derinlik, bilimsel denemeler yapmışlardı.

Başlangıçtan beri ümit edilmedik gecikmelerle karşılaşan teşebbüs, korkunç masraflara sebep olmuştu. Daha derinlere dalış yapabilmek için daha çok paraya ihtiyaç vardı. Bu sebeple Bruxelles’e telgraf çekildi. Gerekli para gelince Fogo adasına hareket ettik. 31 ekim 1948 Pazar günü, yolcusuz olarak derine otomatik dalış yapacak olan Batiskaf, kuvvetli bir vinçle ambardaki yerinden alındı.

Havada sallanan Batiskafın altında, uzunca bir çelik halatla bağlanmış büyük bir demir ağırlık vardı. Bu ağırlık, denizin dibine değer değmez otomatik olarak düşecek tarzda ayarlanmıştı. Batiskaf denize inmeden önce havada sallanırken, bu ağırlık geminin sert bir çıkıntısına çarptı. Aynı anda da üç ton ağırlığındaki demir külçesi, korkunç çatırtılar çıkartarak güverteye düştü. Zavallı kaptanın artık tahammülü kalmamıştı. Bu Allah’ın cezası Batiskafın denemelerini bitirmeden önce, gemisini hurdaya çevireceğinden korkmaya başlamıştı.

Yazarlar: Jacques – Yves Cousteau ve Frederic Dumas
Tercüme eden: Necat Coşkun

Yazı Dizisinin Diğer Bölümleri<< Sessiz Dünya – 19Sessiz Dünya – 21 >>

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

‘Karadeniz’de 5 bölge korunmalı’

Denizlerdeki canlı yaşamının korunmasına yönelik oluşturulan ve AB’nin desteklediği Coconet Projesi’nde Türkiye’yi Türk Deniz Araştırmaları …