Sessiz Dünya – 27

Köpek balıklarına ilk defa, teneffüs cihazsız bir dalış sırasında, Cerba adası yakınında, 1939 yılında rastlamıştım. Gerçekten de bunlar balık neslinin en güzel örnekleriydi. Renkleri çelik mavisiydi. Boyları üç metreydi. Çift çift geziyorlardı. Etrafları yapışkan balıklarıyla (*) çevrilmişti. Birdenbire endişelenmiştim. Fakat, yanımda yüzen Simone’un sakin hareketlerini görerek ben de sakinleştim. Biraz sonra Simone’un sudan çıktığını gördüm. Köpek balıkları bizimle ilgilenmeden yollarına devam ettiler.

O tarihten sonra, çeşitli yerlerde, çeşitli cinsten köpek balıklarına tesadüf ettim. Bir köpek balığının ne yapacağını daha önceden kestirmenin imkansız olduğu kanaat tindeydim. Yaşayabilmek için, rastladıkları bütün canlıları öldürmek mecburiyetinde olduklarını biliyor gibidirler.

*) YAPIŞKAN BALIĞI: Başındaki tutunma organıyla köpek balığı gibi büyük balıklara ve gemilere tutunarak kendisini taşıtır. Uzunluğu ortalama 90 santimdir. Sırtı açık, karnı koyu renktir. Eti yenir. Tropik ve sıcak denizlerde yaşar.

Boa Vista ile Maio adaları arasında, denizin ortasında, satıhtan dışarıya pek az çıkmış büyük bir kayalık vardır. Burada dalgalar köpürerek, anafor yaparlar. Denizciler, buraya yakın geçmekten çekinirler. Halbuki bizim için burası bir yerdir. Her cins balığın bulunduğunu biliyorduk. Demir atılır atılmaz, ufak köpek balıkları geminin etrafında dolaşmaya başlarlardı.

Gemi personeli, ucunda ton balığı bulunan oltalarını denize atarlar, bir kaç dakika içinde bir düzineye yakın ufak köpek balığı yakalarlardı. Fotoğraf makineleri ile denize daldığımız zaman, geminin etrafında ancak birkaç tane köpek balığı kalmış olduğu gördük. Kayaların civarında baskın halinde hücum ederdik. Zararsız oldukları açıkça belli olan dişi köpek balıkları, deniz altı mağaralarında tembel tembel uyurlardı. Filmleri çekebilmek için, bu tembel köpek balıklarını ürküterek uyandırırdık. Mağaralardan çıkarlar, denizin derinliklerinde kısa bir zamanda gözden kaybolurlardı. Bu sırada kameramız için farkında olmadan poz verirlerdi.

Bir gün, Dumas la su tüfeği çalışmaları yapıyorduk. Birden bire korkuyla ürperdim. Telaşla Dumas’ ın kolunu tutarak, elimle aşağıyı gösterdim. Onunla dehşete kapılarak titrediğimi hissettim. Bizi bu kadar korkutan manzara, denizin derinliklerinden süratle yükselen, yırtıcı bir köpek balığı idi. İnsanlara saldırmasıyla ün salmıştır.

Reflekslerimize uyarak, birbirimize yaklaştık. Böylece düşmana daha iyi karşı koyabileceğimizi hissettik. Bu sırada köpek balığı, tembel hareketlerle bize yaklaştı. İlim kitaplarında “tanınan Pamuk Köpek Balığı” alır. Uzunluğu 8 metredir. İncedir. Sırtı mavi, karnı beyazdır. Hiç ümit etmediğimiz bir şeyi yaptı. Süratle geriye dönüp, kaçmaya başladı. Dumas1la bakıştıktan sonra, şuursuzca bir gülüş, ikimizin de vücudunu kısa bir süre sarstı. Ölçüsüz bir güven hissi, bütün benliğimize hakim olmuştu. Bu hissin tesiri altında kalarak, çılgınca bir ihmalkarlığa kendimizi kaptırdık. Birbirimizden ayrıldık. Her türlü tedbiri bir kenara bırakıverdik. O ana kadar birçok defa köpek balıklarıyla karşılaşmıştık. Bunların arasından kaplan tabir edilenleri bile, bize hiçbir şey yapamamıştık. Hepsi bizden kaçmıştı. Aptalca bir üstünlük duygusu içindeydik.

Yeni karşılaşacağımız köpek balıklarının filmini çekmeyi düşünerek gemiye çıktık.

Flaş ve fotoğraf makinesiyle birlikte yanımıza bol miktarda “bakır asetat” hapları aldık. Birkaç kitapta, köpek balıklarının bu eriyik içine yaklaşmadıklarını okumuştuk. Teneffüs cihazımızı da değiştirdikten sonra, tekrar suya daldık.

Birkaç dakika sonra, üreme mevsimlerinde güzel renklerle bürünün büyük bir “üzgün balığı” sürüsünün peşine takılarak, gemiden uzaklaştık. Bu balıkların erkeklerinin renkleri son derece de göz alıcıydı.

Tedbirsizce hareket ettiğimizi çok geçmeden anladık. Biraz önce uzaklaşan “Pamuk balığı” üçleşmiş olarak geriye döndürüyordu. Daha önceki kaçışını hatırlayarak pek endişe duymadık. Bilakis, yanlarına yaklaşarak, fotoğraflarını çekmek arzusuna kapıldık.
Denizle ilgili efsanelere göre köpek balığının gözleri iyi görememekte, yapışkan balığı onu avına doğru götürmektedir. Bu hizmetine karşılık olarak ta ziyafetten payını almaktadır. Günümüzün ilim adamları da, yapışkan balığını kör bir insanın yanındaki kılavuz köpeklere benzetmektedirler. Denemelerimiz sonunda, iddiaların gerçeğe uygun olmadığını öğrenmiş bulunuyoruz.

Köpek balıklarında, bizden çekindiklerine dair hiçbir işaret göremiyorduk. En sonunda, mükemmel şartlar için de film çekebileceğimi düşünerek, ölçüsüz bir sevince kapıldım.

İşte bu ümitsizlik anında beklenmedik bir olay oldu. En yakınımızdaki köpek balığının burnunun ucuna yapışmış gibi duran yapışkan balığı, nöbet yerinden ayrılarak, Dumas’a doğru ilerledi. Maskenin camına yapıştı. Dumas bir sinekten kurtulmak ister gibi başını kuvvetle sallamaya başladı. Fakat bu gayreti hiçbir fayda sağlamadı. Dumas, yapışkan balığı tarafından işaretlenmiş gibiydi. Arkadaşımın, mümkün olduğu kadar bana sokulmak istediğini hissettim. Elinin, hançeri aradığını ve gınından çıkardığını gördüm. Bu sırada köpek balığı, geriye döndü. Hız almak istiyormuş gibi biraz uzaklaştı. Sonra, süratle üzerimize geldi.

Yazarlar: Jacques – Yves Cousteau ve Frederic Dumas
Tercüme eden: Necat Coşkun

Yazı Dizisinin Diğer Bölümleri<< Sessiz Dünya – 26Sessiz Dünya – 28 >>

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

‘Karadeniz’de 5 bölge korunmalı’

Denizlerdeki canlı yaşamının korunmasına yönelik oluşturulan ve AB’nin desteklediği Coconet Projesi’nde Türkiye’yi Türk Deniz Araştırmaları …