Sessiz Dünya – 23

Foklar uzaklaştıktan sonra gemiye çıkmış, kuru elbiseler giymiş, mağaraya gitmiştik. Ellerimizde kuvvetli elektrik fenerleri vardı. İçerisi (L) biçimindeydi. Dipte dar bir tünel vardı. Tailliez, emekleyerek içeri girmişti. Biz de tereddüt etmeden arkasından yürümüştük. Altı veya yedi metrelik bu dar tünel, altı metre çapında geniş bir mağarada sonlanı yordu. İçerde keskin bir hayvan kokusu vardı. Fenerlerimizin kuvvetli ışıkları, mağaranın ortasında duran büyük bir fok iskeletini aydınlatmıştı. Zamanın tesiriyle kemikler dağılmamışlardı. Yerde taze izler göze çarpıyordu. Gizli bir mağarayı keşfetmiştik.

Foklar hakkında araştırmalarımıza devam ettik. Soruşturmalarımız bizi Moretanya’da, Port-Etinne’e kadar sürükledi. Orada oluklu çinkodan yapılmış bir kulübede, insanlardan uzakta yaşamayı tercih eden Kosse adında bir adamla tanıştık. Kosse fokların varlığında bahsetmekle kalmıyor, yeryüzünde onlardan başka dostları olmadığını iddia ediyordu.

Kosse, neslinin tükendiğini zannettiğimiz iki yüz fok balığı arasında, sonsuz bir mutluluk içinde yaşıyordu. Bizi kamyonetiyle foklarla buluştuğu minik körfeze götürmeden önce, uzun uzun sorguya çekti. Sulhsever insanlar olduğumuza ve yanımıza silah almayacağımıza kanaat getirdikten sonra, randevu yerlerini gösterdi.

Aralarına katılmadan önce kayalık bir tepenin üstünden, plajda güneş banyosu yapan fokları bir süre seyrettik. Philippe’le Dumas, maskeleriyle paletlerini taktıktan sonra suya daldılar. İkisi, randevu yerine denizden gelecekti.

Bu sırada yirmiden fazla fok, sivri kayaların arasında yüzüyordu. Plaja yaklaştığımızı görünce, kocaman başlarını sudan çıkartarak bizi meraklı bakışlarla uzun uzun seyrettiler. Bunların arasında iri yapılı, koyu gri bir erkek, daha açık renkli bir dişi ve annesinin sırtına tırmanmaya çalışan sevimli bir yavru gözümüze çarptı.

Dumas’la Philippe, bunların arasında yüzerlerken, foklardan yüzme tekniği öğrenmeye çalışır gibiydiler. Yüksekçe kayaların tepelerinden denize atlarlarken foklar burun deliklerini kapatıyorlar, hafif yana dönüyorlar, etrafa bir damla bile su sıçratmıyorlardı. İçimizde en usta olan Dumas bile, onları taklit etmeye çalışırken gözümüze son derece acemi göründü.

Foklar, onlardan hoşlanmamış görünüyorlardı. İri yapılı bir erkek fok Philippe’in arkasından sessizce suya daldıktan sonra, tam önünde sudan dışarıya çıktı. Onunla şakalaşmak ister gibiydi. Bu şakadan hoşlanmayan Philippe, foku eliyle itti. Fok da buna, ağız dolusu suyu Philippe’in yüzüne püskürtmekle karşılık verdi. Bunu gören Dumas, kahkahayla gülmeye başladı. Fakat, birkaç saniye sonra, o da korkuyla bağırmaya başladı. Başka bir fok, Dumas’ın arkasına sessizce yaklaşarak, sırtını sert ve uzun bıyıklarıyla gıdıklamaya başlamıştı.

Plaja ulaştığımız andan itibaren, bir fok yavrusunu Fransa’ya götürmeyi düşünür olmuştum. Böylece kendimize alıştıracağımız bu foku, denizin içinde bir av köpeği gibi kullanmayı tasarlıyordum. Bu fikrime arkadaşlarım da katıldıkları için kırk kilo ağırlığındaki bir yavruyu, bir balık ağıyla kıskıvrak yakalayıverdik.

Yavruyu tepeye doğru uzaklaştırırken, suyun yüzünde birçok baş belirdi. Bu başlardaki gözlerde şikayetçi bir ifade vardı. Kosse de sonsuz bir üzüntü içindeydi. Adamcağızı teskin etmek amacıyla: < Hiçbir endişeniz olmasın, dedim. İhtimam göstereceğimizden emin olabilirsiniz. Onu kendimize gerçek bir dost yapacağız. >

Gemi personeli, yavru foka, “Suzi” adını verdiler. Barınması için de, deniz araştırmalarımızda kullandığımız demir kafesi güverteye yerleştirdiler. Kafesin içine kum koyamadığımız için, branda bezi gerdik. Fakat Suzi, neşesini yitirmişti. Verdiğimiz yiyeceklerin hepsini reddediyordu. Doktor Longet, sütün içine balık ezmezi karıştırarak verdi. Suzi, yüzünü buruşturarak, bunu püskürttü. Endişelenerek, bir termometreyle ateşine baktı. Cıva 37.5 derece üzerinde durdu. Belki bu vücut sıcaklığı bir fok balığı için normaldi. Foklar hakkında hiç bilgimiz yoktu.

Yazarlar: Jacques – Yves Cousteau ve Frederic Dumas
Tercüme eden: Necat Coşkun

Yazı Dizisinin Diğer Bölümleri<< Sessiz Dünya – 22Sessiz Dünya – 24 >>

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

‘Karadeniz’de 5 bölge korunmalı’

Denizlerdeki canlı yaşamının korunmasına yönelik oluşturulan ve AB’nin desteklediği Coconet Projesi’nde Türkiye’yi Türk Deniz Araştırmaları …