Sessiz Dünya – 19

Bu bilimsel araştırma için çok iyi bir şekilde hazırlanmıştık. Batiskafın karmakarışık aletlerinin imal edilişine yardımcı olmuş, çalışmalara en uygun yeri tespit edebilmek için bir ay devamlı olarak Yeşil-Burun adaları civarında dalışlar yapmıştık.

Elie-Monnier, 1 Ekim 1948 günü sabahın dördünde Dakar’dan ayrılarak, Anvers’ten gelecek olan Scaldis’i karşılamak için açık denize doğru yol almaya başlamıştı. Güneş doğarken Sacldis’i görmüştük.

Aceleyle kaptan La Force’u ve bilginleri selamladıktan sonra Batiskafı incelemek için ambara koştum. Demir levhalardan yapılmış, mekik biçiminde büyük bir balondu. Alt kısmında, iki metre çapında çelik bir küre bulunuyordu. Büyük demir balonun alt iki yanında kuvvetli iki elektrik motoru vardı. Bunlara, birer uskur bağlanmıştı.

Uskurlar, dört yüz atmosfer basınca eşit bir güçle çalışacaklardı. Batiskafın planını ezbere biliyordum. En alttaki küre, dokuz santimetre kalınlığında özel bir çelikten yapılmıştı. On altı santim kalınlığında kırılmaz camdan imal edilmiş olan iki penceresi vardı.

Batiskaf, ince demir levhalardan yapılmıştı. Çalışması için gerekli olan son derece hafif bir yakıtı saklayacak depolara vardı. Bu yakıt, deniz suyundan iki defa daha hafifti. Çelik küre teorik olarak on altı bin metre derinlikteki basınca tahammül edecek tarzda inşa edilmişti. Bu derinliğe, dünyanın hiçbir yerinde rastlamaya imkan yoktu.

Okyanusların ortalama derinliği dört bin metreydi. Böylece, çelik odanın güvenliği için gerekli olan bütün hesapların yapıldığı anlaşılıyordu.

Bu çelik küre, denize indirildikten sonra, dışarıdan hiçbir yardıma ihtiyaç hissetmeden denizin derinliklerinde dolaşabilecek kudretteydi. İnşa tarzının özelliğiyle normal denizaltı gemilerinden, yirmi beş misli derinliğe inebilecek güçteydi. İniş ve çıkıştaki sürati ayarlayabilmek için, altında asılı duran ağırlıkları denize düşürmesi veya depolarından birindeki yakıtı boşaltması yetecekti.

Çelik kürenin altında yüz elli kiloluk demir bir kızak vardı. Batiskaf dibe ulaşınca, bu kızak çarpmayı hafifletecek ve bir süre çamur zemin üzerinde kaymasını sağlayacaktı. İstenildiği taktirde, motorların hafif hafif çalıştırmak suretiyle, dipten bir metre yüksekte saatlerce ilerleyebilecektim. Projektörlerin kuvvetli ışığında, pencerelere yerleştirilecek kameralarla renkli filmler çekilecekti.

Çelik kürenin içinde iki kişi tam yirmi dört saat yaşayabilecekti. Burada manometreler, musluklar, çeşitli kontrol veya kumanda aletleri ve kozmik ışınları tespit edecek bir Geiger cihazı vardı. Grubumuzun atölyesinde imal edilen mekanik bir küreyi, basit levyelerle işletebilecektik. Bu kürekle, denizin dibinde görülen herhangi bir şeyi almak mümkün olacaktı. Ayrıca, yedi namlulu bir denizaltı topu imal etmiştik. Her namlu, yirmi milimetre çapında, bir metre boyunda bir zıpkını fırlatabilecekti. Fırlatma gücü olarak denizin basıncından faydalanılacaktı. Böylece, derine indikçe silahın kudreti daha çoğalacaktı. Yaptığımız hesaplara göre bin metre derinlikte fırlatılan bir zıpkın, sekiz santimetre kalınlığında meşe ağacını delebilecekti. Halbuki, bu silah suyun yüzünde tamamıyla zararsızdı.

Bu silahlarla denizin derinliklerinde yaşayan dev canavarlardan birkaçını yakalayabileceğimizi ümit ediyorduk. Bilhassa, hayalimizi gıcıklayan dev mürekkep balıklarına rastlamayı şiddetle arzuluyorduk. Canavar, ne kadar büyük ve kuvvetli olursa olsun zıpkına bağlı kablodan verilecek elektrik akımıyla hareketsiz bir hale sokulacaktı.

Hayvan elektrik akımına mukavemet edilecek olursa, zıpkının ucundaki özel bir depodan vücuduna striknin şırınga edecektik. Kuvvetli yaylarla işleyen bir bacurgat, zıpkının kablosunu tekrar saracaktı.

Batiskafın yukarı çıkışı, elektrik mıknatıslarının tuttukları ağırlıkların düşürülmesiyle mümkün olacaktı. Otomatik çalışma ve idare düzeni de vardı. Elektrik tesisatında meydana gelecek herhangi bir arıza, Batiskafın kendiliğinden su üstüne çıkmasını sağlayacaktı.

Batiskafın ilk denemeleri Dakar’da yapıldı. Denize iki defa indirilen Batiskafın boru sisteminde mühim arızalar tespit edildi. Acele tamir ve değiştirmeler yapıldıktan sonra, Boa Vista adası civarında, rüzgar almayan bir yerde demirledik. Denemelere ilk önce çok az derinlikte başlamak zorundaydık. Makinelerin, elektrik mıknatıslarının, projektörlerin ve motorların çalışmalarını kontrol edecektik. Bu denemeleri ve kontrolleri D.A.G.’ın balıkadamları yapacaktı.

Yazarlar: Jacques – Yves Cousteau ve Frederic Dumas
Tercüme eden: Necat Coşkun

Yazı Dizisinin Diğer Bölümleri<< Sessiz Dünya – 18Sessiz Dünya – 20 >>

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

‘Karadeniz’de 5 bölge korunmalı’

Denizlerdeki canlı yaşamının korunmasına yönelik oluşturulan ve AB’nin desteklediği Coconet Projesi’nde Türkiye’yi Türk Deniz Araştırmaları …