Yedi Kocalı Hürmüz

1980’li yıllarda tek kanallı TRT televizyonu egemenliği döneminde, haftanın hatırlayamadığım bir gecesi çok kıymetli tiyatro sanatçımız Ayten Gökçer, evlerimizi şu sözlerle çınlatırdı;

Ey Tanrım, bana 3 tane
3 de yetmez 5 tane
5 de yetmez 7 tane
Veer, veer, veer, veeer…

Meşhur tiyatro yazarı Sadık Şendil’in 1962 yılında yazdığı 7 Kocalı Hürmüz’in bir değil de yedi kocaya neden ihtiyaç duyduğu bizi ilgilendirmez. Merak edenler diziyi internette arayıp bulsunlar. Ancak sahil kenarında tekne operasyonu ile turistik amaçlı bir dalış merkezinin sahibi/işletmecisi istese de istemese de Hürmüz’den beter durumdadır. Bu dalış merkezlerinin faaliyet gösterebilmeleri için yetki belgesi, evrak, izin, denetleme, aidat, harç, haraç, örtülü ödenek, vs. başlıkları altında onlarca bürokratik süreçle uğraşması gerekmektedir.

Gelin bunlardan bazılarını inceleyelim.

Elbette bu dalış merkezleri aynı zamanda birer ticari işletmedir. Şahıs ya da işletme olsun, hepsi Türk Ticaret Kanununun ilgili maddeleri uyarınca vergi mükellefidir. Şahıs olsun, işletme olsun kuruluş, işletme ve kapatma süreçlerinde pek çok bürokratik işlemleri yürütmek zorundadır. Defter tutturmalı, beyanname vermeli, vergisini ödemeli, SSK primlerini yatırmalı, gelir vergilerini ödemelidir. Muhasebeciden hizmet almalıdır. Noterlere tasdik harçları ödemelidir. Ayrıca ticaret odalarına kayıt yaptırmalıdırlar. Çünkü kendi meslek odaları yoktur.

KABUL…

Tekne operasyonu yürüten dalış merkezleri Liman Başkanlıkları ve Sahil Güvenlik’le ilişki halindedirler. Teknenin elverişlilik belgeleri, seyir cihazları ve bunları kalibrasyon testleri, telsiz yetki belgesi, kaptan, gemici vb. personel kimlik ve kayıtları, yangın yönetmeliğine uygunluk, STCW sertifikaları, gemi sicilleri, tabi olunan tekne tipleri, sac mukavet testleri, kapasite belgeleri. Saydıkça bitmez.

KABUL…

Bu operasyonun turistlerin deneme dalışı, eğitim veya usta dalışları yaptırıldığı ortamlar olması itibarıyla Turizm Müdürlükleri de devreye girer ve teknelerin ve şirketlerin denetlenmesine katkıda (!) bulunurlar. Ayrıca izin ve yetki belgeleri, harçlar, aracı turizm şirketleri ve daha niceleri.

KABUL…

Bu teknelerin bağlı duracakları iskele ve limanlar çoğunlukla belediyeler tarafından işletilmektedir. Eh bu belediyeler de verdikleri (?) hizmetler karşılığında, en azından bağlama hizmeti karşılığında aylık ya da sezonluk ücret almaktadırlar. Başka yerleri bilmem ama Bodrum’da genelde bağlayacak görevli arkadaşlar iş yoğunluklarından (?!) pek bulunamazlar. Sağolsun çevredeki teknelerden yardımla tonoz alınır, kıçtan kara bağlanır tekneler.

KABUL…

Teknelerden bazıları kışı denizde geçirmek istemezler. Sezon sonunda kışlama yapmak üzere özel tesislerde kızağa çekilen bu teknelerin aylık ödeyeceği rakamlar 2-3 bin avroyu bulabilmektedir. İşbilir işletmeciler bu süreçlerden hizmet karşılığı hizmet mantığı ile para ödemeden sıyrılmayı başarırken, pek çoğu bu becerileri gösteremediğinden ya para bayılır, ya da fırtınalı kış gecelerinde tekne üzerinde uykusuz geceler geçirilir. Suratlarda sivilce çıkar, sıkıntıdan ne yapacağını şaşırır insancıklar.

KABUL…

TSSF, Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu, sportif bir kuruluş olmasına rağmen, ülkemizdeki tüm sualtı faaliyetlerinde tek ve yegane egemen kuruluş olduğunu iddia etmiş ve elbette ki, ticari ve turistik dahi olsa dalış merkezlerinin “dalış” ana faaliyetlerini göstermelerinden dolayı yetki belgesi verme ve denetleme yetkisini de kendisinde görmüştür. Bu belgelerin ve diğerlerinin kontrolünü ise zaman zaman Sahil Güvenlik tarafından yapıldığını yaşamaktayız. Federasyonumuz yetki belgesi için gerekli işlem ve harçlarla yetinmeyerek çalıştırılacak eğitmen ve rehber dalgıçlar için de harç almaktadır. İşin içinde cankurtarma eğitimleri varsa belge ve harç miktarları katlayarak büyümektedir.

KABUL…

Bu dalış merkezleri aynı zamanda sporcu yetiştirmek, spor kulübü olmak, sportif müsabakalara katılmak istiyorsa, ayrıca Dernekler Masaları’na bağlı spor kulüpleri kurmalı ve Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’ne ve duruma göre diğer branş federasyonlarına da başvurularda bulunmalı, izinler almalıdır.

KABUL…

Eh şu anda kadar zaten 7 kocayı bulduk. Yaratıcı düşünenler eminim benim atladığım diğerlerini de cımbızla bulup çıkartacaktır. Yukarıdaki bürokrasiyi yerine getirmek teknelerin sezon başında yapmaları gereken esas operasyonel maliyetlerin üzerine 10-15 bin TL ekstra yük getirmektedir. Çoğunluğu ortalama 6 ay çalışıp para kazanan ve 12 ayını finanse etmeye çalışan dalış merkezlerinin sezon başında önlerine çıkan bu ekstra yükün vahametini takdir edersiniz.

Peki, buna mukabil dalış merkezleri ya da rekreasyonel dalış profesyonelleri ne yapmaktadır, haklarını nasıl aramaktadır? Sanayi işlerinde çalışmak üzere özel eğitim ve belgelere haiz Profesyonel Sualtı Adamları kendi dernek ve birliklerini kurarak haklarını aradılar, arıyorlar. Bağlı oldukları kanun ve yönetmelikler belli, sadece korsanla mücadele ve ucuz işçi çalıştıran işverenlerle mücadele dışında görünen fazla bir problemleri yok gibi. Oysa rekreasyonel dalış profesyonelleri için durum aynı değil.
Rekreasyonel dalış merkezleri ve çalıştırdığı dalış profesyonelleri kendi haklarını arama yolunda bir arpa boyu yol alamamaktadırlar. Ne bir meslek kuruluşu, ne bir oy hakkı, ne bir itiraz. Tek tük yapılan mücadeleler malesef devlet kuruluşlarına karşı verilmelerinden dolayı güçsüz ve sonuçsuz kalmaktadır. Bu müesseselere ve çalışanların önüne konulan uygulama ve yaptırımlara karşı sessiz kalınması ise kanaatimce…

KABUL EDİLEMEZ!!!

Sadece eleştirmek değil alternatif öneriler de getirmek lazım. Bu çalışmayı bir sonraki yazıya bırakıyorum. O zaman kadar tüm dalış merkezleri hep bir ağızdan söylesinler;

Tanrım, tek başına koyma kullarını
Yalnızlığa ancak sen dayanırsın…

Yener Çeltikci
======================
PADI MSDT / EFRI #250682
CMAS – TSSF I1.TR.104860
ILS – TSSF Cankurtaran
http://www.yenerceltikci.com

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

‘Karadeniz’de 5 bölge korunmalı’

Denizlerdeki canlı yaşamının korunmasına yönelik oluşturulan ve AB’nin desteklediği Coconet Projesi’nde Türkiye’yi Türk Deniz Araştırmaları …