Ana sayfa » Kategori bazında arşiv » Köşe Yazıları » Dalış Yazıları » R.Tarakçı | A.Çakaloz

\

Dekomprasyon Hastalığının Belirtileri ve İşaretleri

Belirtileri İşaretleri Aşırı yorgunluk Uyuşukluk, felç Baş dönmesi Kol ve bacaklarda ağrı Deride kaşıntı Yön kaybı Görüş bozukluğu İşitme bozukluğu Basınç altında ağrı Karında kasıntı, sırtta ağrı Şuur kaybı Deride kırmızı lekeler oluşabilir Uyuşukluk, felç gözlenebilir Sersemleme Öksürük spazmı Yığılıp kalma ya da baygınlık Nitrojen kabarcıklarının vücudun çok değişik yerlerinde ortaya çıkabilmesi olasılığı, dekompresyon hastalığının [...]

\

Dekomprasyon Hastalığının Oluşumundaki Etkenler

Dalış yada dekompresyon sonrası aktivite: Dalışın ilk zamanlarında Amerikan ve İngiliz donanması, dalgıçlarına dekompresyon sonrasında rutin olarak egzersiz yaptırılmaktaydı. O tarihlerde egzersizin dokulardaki inert gaz atımını hızlandıracağı düşünülüyordu Ellsberg (1929), Boycott(1908). Artan tecrübeyle birlikte bu tip egzersizlerin dekompresyon hastalığı riskini artırdığı ve ortaya çıkmış olan belirtileri de daha da ağırlaştırdığı görüldü. İlerleyen yıllarda, dalış sonrası bu [...]

\

Dekomprasyon Hastalığının Oluşumundaki Etkenler

Dekompresyon hastalığının en önemli parametreleri kuşkusuz derinlik ve süredir. Dekompresyon hastalığının önlenmesi için süreler ve derinliklerin verildiği tablolar ya da dalış bilgisayarlarının kullanımı en sağlıklı yöntemdir. Bu tip referanslar, sayılabilir ve rahatlıkla dalgıç tarafından gözlenebilir olduğundan oldukça pratiktir; ancak dekompresyon hastalığı sadece inilen derinlik ya da dip süresi değerleri ile sınırlı değildir. Derinlik ve süre [...]

\

Dekompresyon Hastalığının Fizyolojik Mekanizması

Nitrojen kabarcıklarının sebep olacağı bir dolaşım bozukluğu, doku ölümüne sebep olur. Tıkanmanın meydana geldiği bölgenin önündeki kılcal damarların genleşerek sinirlere baskı yaptığı ve dolayısıyla acı hissinin ortaya çıktığı düşünülür. Omur ilik bölgesinde yağ oranı oldukça yüksek olduğundan dekompresyon hastalığının en çok belirdiği bölge burasıdır. Kilolu dalgıçlar zayıflara oranla daha yüksek oranda yağ dokuya sahip olduklarından [...]

\

Dekompresyon Hastalığının Fizyolojik Mekanizması

Yüksek basınç altında atmosferik karışımın solunumu, kandaki gaz tansiyonunu artırır. Kanın artan gaz tansiyonuna bağlı olarak vücut dokuları ile arasında, gaz tansiyonuna bağlı bir yayılım gerçekleşir. Kan ile doku arasında oluşan basınç farklılığı, kandan dokulara doğru bir gaz yayılımına (difüzyon) neden olur. Yayılımla dokulara geçen gaz miktarı ile geçiş süresi; gazın sıvı içindeki çözünebilme özelliği, [...]

\

Dekompresyon Hastalığı

GENEL Bilinen ilk ilkel kompresör 17yy da Von Guericke tarafından icat edilmiş, böylelikle basınçlı ortamda bilimsel çalışmaların da yapılabilmesine olanak sağlanmıştır. Basınçlı ortam ve etkileri üzerine çalışan Robert Boyle (1670), dekompresyon hastalığını, bir kavanoz içindeki yılan üzerinde yaptığı araştırmalarda ortaya çıkardı. Bu ünlü araştırma, yılanın göz dokusundaki kabarcık oluşumuyla anılır. İşte bu basit araştırma ve [...]