Dekomprasyon Hastalığının Oluşumundaki Etkenler

Dekompresyon hastalığının en önemli parametreleri kuşkusuz derinlik ve süredir. Dekompresyon hastalığının önlenmesi için süreler ve derinliklerin verildiği tablolar ya da dalış bilgisayarlarının kullanımı en sağlıklı yöntemdir. Bu tip referanslar, sayılabilir ve rahatlıkla dalgıç tarafından gözlenebilir olduğundan oldukça pratiktir; ancak dekompresyon hastalığı sadece inilen derinlik ya da dip süresi değerleri ile sınırlı değildir.

Derinlik ve süre

Esas etkenler, derinlik ve süre olsa da, bu değerlerin dışındaki bir takım faktörler de dekompresyon hastalığının oluşumunda rol oynar. Kullandığı tabloya göre, dekomresyon sınırlarını aşmayan bir dalgıçta da dekompresyon hastalığı ortaya çıkabilir. Bir çok dalgıç tabloların güvenilir olmadığını bilir; piyasada bulunan tabloların hiçbiri de kendisini güvenilir olarak değerlendirmez. Tablolar, belirli bir dekompresyon teorisi üzerine kurulan algoritma bütünüdür. Tabloların hiçbir kesinliği yoktur; birçok tablo zaman içinde derinlik ve sürelerde kısıtlamaya gitmiştir.

Örneğin Naui, 1980 yılında çıkarmış olduğu dekompresyonsuz dalış tablosunda 42metre bloğuna sahipken, 2000 yılında tablosundan bu bloğu silmiştir. Aynı şekilde 1980 yılında 18metre için maksimum süreyi 60 dakika olarak veren tablo, 2000 yılında 18metre için 55 dakika süre verir.

Zamanla daha çok insan tarafından scuba dalışın gerçekleştirilmeye başlanması, tabloların bu tip kısıtlamalar yapmasında ana etkendir. Çeşitli yaş gruplarında ve fizyolojik farklılığa sahip olan insanlar için dekompresyon hastalığı riski de aynı olamaz. Profesyonel amaçla hazırlanan tablolar, eğlence amaçlı dalışlar için hazırlanmış örneklerine göre daha uzun dip zamanlarını dekompresyonsuz limitler içinde gösterir.

Diğer etkenler

Sıvı kaybı* : Vücuttaki sıvı kaybı dekompresyon hastalığı riskini arttırır. Dalış öncesi içilen alkol, çay, kahve vb. sıvılar, diürik etkisi sebebiyle vücuttan sıvı kaybına sebep olur. Bu tip durumlarda dekompresyon sınırları, kullanılan tablolara göre aşılmamış olsa da hastalık belirtileri ortaya çıkabilir. Sıvı kaybına da sebep olan alkolün dalış üzerine esas etkisi ise uyuşturucu özelliğe sahip olmasıdır. Dalış öncesi son 24 saat içinde kesinlikle alkol alınmamalıdır.

* Dehidratasyon olarak da bilinir. Sıvı alımının azalması ya da sıvı kaybının aşırı ölçüde artması nedeniyle vücuttaki suyun fizyolojik süreçlerde değişikliğe yol açacak düzeyde azalmasıdır.

Yükselti etkisi : Dalış sonrası yükselti çıkılması dolayısıyla dekompresyon hastalığı riski artacaktır. Kan sıvısında (1atm’de) sessiz forma sahip olan kabarcıklar, yükseltiyle beraber azalacak ortam basıncında genleşerek sesli forma geçebilir. Yine bu tip bir durum, dalış sonrası uçuşlarda, kabin basıncının düşüşü sonucu ortaya çıkabilir. Bu sebepten her dekompresyon tablosunun dalış sonrası uçuşlar için belirli bir yüzey bekleme süresi bulunur.

Dalış öncesi aktivite : Doku içerisindeki kabarcık formu ya da inert gaz değişimini etkileyebilecek herhangi bir faktör de hastalığın ortaya çıkışında etken olabilir. İnsanlar ve hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalar, dalış öncesi egzersizin dekompresyon hastalığı riskini artırdığını gösterir. Dalış öncesi son 24 saat içinde ağırlık çalışması sonucu Tip II dekompesyon hastalığı geliştiği bazı deneklerde gözlenmiştir Vann (1982), Nishi (1982) . Yine, dalış öncesi farklı türdeki aktiviteler de (örneğin, koşma, yüzme vb.) oluşacak dekompresyon hastalığının şiddetini artıracaktır Hughes (1986), Piwinski (1986) .

Dalıştaki aktivite : Sualtındaki aktivite doku-kan arası inert gaz değişimini artırır; ayrıca solunum miktarının artışı da alınan inert gaz miktarının artması demektir. Behnke ve Willmon (1941) yaptıkları araştırmayla sualtındaki aktivitenin artışının, inert gaz atımında da artış yarattığını gözlemlemişlerdir. Ancak aktiviteyle artan nitrojen atımı, aktivite sonucu dokulara alınacak nitrojen miktarından daha az olacaktır. Bir dizi deneysel dalışta, dinlenme halinde çözünen nitrojen ile, aktivite durumunda çözünen nitrojen miktarları hesaplanmıştırŞekil (4-10).


Araştırma sonucu elde edilen veriler sayesinde, dinlenme halindeki dalgıcın, aktivite halindeki dalgıca oranla daha az nitrojen çözdüğü görülür Dick (1984) . Dalış sırasında artan gaz alımı (soğurma), dipte aktivite sonucu oluşabilecek dekompresyon hastalığı riskini ve güvenli dekompresyon durağı süresini artırır. Van Der Aue (1951) , çalışmaları sonucu aynı programla dalan iki dalgıçtan dinlenme halindekinin dekompresyon hastalığı riskinin %11 iken, sualtında aktivite gösteren dalgıçta bu oranın %21 olduğunu saptamıştır.

devam edecek

R.Yaşar Tarakçı
3* Eğtimen Dalgıç / Öğretim Görevlisi

Ata Burak Çakaloz
2* Eğitmen Dalgıç

info@belugadivecenter.com

Yazı Dizisinin Diğer Bölümleri<< Dekompresyon Hastalığının Fizyolojik MekanizmasıDekomprasyon Hastalığının Oluşumundaki Etkenler >>

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

Ege’de gönüllü cankurtaran birliği

Türkiye’den Yunanistan’a geçmek için her gün onlarca bot Ege Denizi’ne açılırken, göç sırasında kazalara müdahale …