Memlekette Olan Bitenlere Seyirci Kalan Dalgıçlar mıyız?

2007 Altın Palet Sualtı Görüntüleme Yarışması sualtı videocusu (federasyon nedense video çekenlere vidyograf diyor, fotoğrafçılara neden fotograf demiyorlar ki) olarak katıldığım son yarışmaydı. 29 Ekim Cumhuriyet bayramına 1-2 gün kala yapılacak olan bu yarışmadan birkaç hafta önce, yanlış hatırlamıyorsam 7 Ekim 2007 tarihinde, bölücü terör örgütünün hain eylemleri sonucu Şırnak’ta 13 askerimiz şehit olmuştu. Bütün memleket bu konuyu konuşuyordu. Gazeteler olayları lanetleyen siyasilerin, STK’ların, üniversite yönetimlerinin tepki mesajlarıyla dolup taşıyordu.

Dalış eşim Oktay Sevinç ile, yarışmada “değişik ve gidişata dikkat çekici” bir mizansen düşünürken bu konuyu dalış camiasının gündemine taşıyalım istedik ve sonuçta büyük emekler vererek hazırladığımız aşağıdaki görüntüleri, başka sualtı görüntüleriyle de birleştirerek jüri heyetinin değerlendirmesine sunmuştuk.

Açıkçası çok mesai harcadığımız bu çalışmayla ilgili olarak kendimizi çok iyi ve iddialı hissediyorduk.  Gel gelelim değerlendirme esnasında sersefil puanlar alan görüntülerimiz dereceye layık görülmemişti. Teknik olarak bazı eksiklerimiz olduğunu bilmemize rağmen bu derece başarısız bir sonuç beklemediğimizden jüri üyesi bazı abilerimize sorular yönelttik ve genel olarak edindiğimiz izlenim, bu video ile günün şartları da göze alındığında “tribünlere oynadığımız ve avantaj sağlamaya çalıştığımız” düşünülmüş ve bu nedenle de jüri bizi cezalandırmış ve puanlarımızı kırmıştı.

Ağzımızda buruk bir tadla son akşamki ödül merasimine katıldık. Ne de olsa dereceye giren diğer yarışmacılar arkadaşlarımız, dostlarımızdı ve onları alkışlamak ve tebrik etmek ilk olarak bize, müsabıklarına düşerdi. Ancak tören başlayınca yüzlerimizdeki ifade önce hayrete ve arkasından da müstehzi bir sırıtışa dönüştü. İlk önce sahnede bulunmakta olan çok sevgili sualtı belgeselcisi ve yetenekli sunucumuz Savaş Karakaş, hemen ardından da günün anlam ve önemini belirtecek konuşmasını yapmak üzere sahneye davet edilen federasyon başkanımız Sn. İnkılap Obruk beyler, toplamda 1 saati geçen süre boyunca kahraman Türk ordumuz, şehitlerimiz, İstiklal Savaşı, batıklarımız vb. konularda uzun ve duygusal konuşmalar yaptılar. İzleyiciler gözyaşları içerisinde, duygulanarak bu konuşmaları ayakta alkışladılar.

Biz, o gün anladık ki, yaptığımız şey yanlış değildi. Sunucu ve başkanın davranışı da yanlış değildi. Elbette bu büyüklükte bir camianın gündeminde ülkemizin en önemli sorunlarından biri olan terörle mücadele ve kayıplarımız olması normaldi. Aslında jüri üyelerini de kabahatli bulmuyorum. Kendilerince bir değerlendirme yapmışlar, saygıyla karşılamak gerek.

Herneyse, o günden sonra bu yarışmalara katılmama kararı aldım. Kendimce haklıyım. Başkaları farklı düşünebilir. Ancak bu yazıda değinmek istediğim mesele yarışmalar ve yarışmacıların değerlendirilmesi değildir. Sayıları yüzbinleri aşan sualtı camiamızın bireyleri, memleketimiz üzerinde oynanan oyunlar, yıllardır memleketi yönetenlerin basiretsizliği nedeniyle çözüm üretilemeyen sorunlar, bu ortamdan beslenerek bölge üzerindeki çıkarlarını ağızlarında salyalar akıtarak elde etmek üzere oyunlarını yürüten iç ve dış kaynaklı hain yapılanmalar karşısında acaba ne kadar bir farkındalık içerisinde onu anlamaya çalışıyorum.

Sosyal medyada camiadan arkadaş ve dostlarımın sayfalarını incelediğimde yıl boyu yapmış oldukları yurtiçi ve yurtdışı dalış gezilerinden muhteşem fotoğraflar, bu fotoğraflara yapılan hayranlık ve imrenme dolu yorumlar, balık ve batık fotoğrafları, tekneler üzerinde toplu grup fotoğrafları, gülücük saçan dalgıçlar, Küba-Malezya-Kızıldeniz, vb. bölgelerden rengarenk fotoğraflar görüyorum. Ne acaiptir ki, benim kendi feysbuk profilim de bu gibi fotoğraflardan geçilmiyor.

Dalış camiası bugünlerde gündemdeki konularla ne kadar ilgileniyor çok emin değilim. Ancak, tam da bugünlerde en çok sesin çıkması, en çok tepkinin verilmesi, hangi siyasi partiden olursa olsun kendi oylarımızla meclise gönderdiğimiz milletvekillerinin gözlerimizin içine baka baka gerçekdışı hikayeler anlatmasına göz yumulmaması, teröre ve terörle beslenenlere lanet edilmesi, sivil inisiyatifin 1980’lerden öncesinde kalmış tarihi bir olgu olmaması, yeniden nefeslenip yeri geldiğinde sokaklara dökülmemiz gereken zamanlara girmiş durumdayız.

Uzun lafın özü şudur. Bu memleketin denizlerinde daha uzun yıllar özgürce ve medenice dalışlar yapmak istiyorsak, yurtdışındaki dalış bölgelerine özgürce, elimizi kolumuzu sallayarak gitmek istiyorsak, çok daha önemlisi bu ülkede huzur ve güven içerisinde, demokrasi ve hukuk ilkeleri doğrultusunda, Atatürk’ün düşlediği şartlarda yaşamak istiyorsak, durup olan bitenleri iyice bir anlayıp, durumun hiç de iç açıcı olmadığını görmemiz gerekiyor.

Bu gidişata tepki vermemiz, harekete geçmemiz gerekiyor. Nasıl olduğunu ben de tam olarak bilemiyorum. Ama bildiğim bir tek şey var ki, o da şu anda öncelikli gündemin dalış olmadığıdır.

Şu güzel yaz günlerinde tadınızı biraz olsun kaçırabildiysem ne mutlu bana… 😉
Birlik ve beraberlik dileklerimle,

Yener Çeltikci
======================
PADI MSDT / EFRI #250682
CMAS – TSSF I1.TR.104860
ILS – TSSF Cankurtaran
http://www.yenerceltikci.com

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

‘Karadeniz’de 5 bölge korunmalı’

Denizlerdeki canlı yaşamının korunmasına yönelik oluşturulan ve AB’nin desteklediği Coconet Projesi’nde Türkiye’yi Türk Deniz Araştırmaları …