Su Altı Turizmi

Bu yazıda yerli ve yabancı dalıcılar için sualtı ürünü geliştirmek için kolayca neler yapılabileceğini anlatmaya çalışacağız. Bu noktada, devlet birimleri, turizm ve kültür bakanlığı, federasyon ve sizlere iş düşmektedir. Yıllardır dile getirdiğimiz sualtı milli parkları, hurda batırmalar, yapay resiflerin oluşturulması, şu anda üzerine dalışlar yapılan batıkların korunması, balık stoklarının sayımı ve yeni dalış noktalarının keşfedilmesi için siz amatör dalıcılarında elbirliğinle bu projelerde aktiv rol almanız gerektiği kanısındayım.

İlk olarak sakıncası yoksa Sualtı Turizm’inin Türkiye’ye ne kazandırdığını istatistiki olarak ortaya dökmeliyiz. Bu rakamları çıkaramıyorsak, bu iş bilimsel olarak yapılırsa Türkiye ne kazanır onu ortaya çıkarmalıyız ki bu isteklerin sadece güzel dalışlar yapmak isteyen bizler için olmadığı anlaşılsın. Sualtı Federasyon Başkanı Sn. İnkilab Obruk, dış pazarlarda tanıtım için dalış okullarının yanında olmak istediklerini açık bir dille İstanbul Deniz Ticaret odasında yapılan toplantıda ifade etmişlerdir. Gerisi dalış okullarından.

Sualtı Ürünü Geliştirmek:
İlk olarak Ülkemiz sularında gerçekleştirilen dalışları üç bölgeye ayırmakta yarar var.

1. Karadeniz, Marmara
2. Ege
3. Akdeniz

  1. Karadeniz’de dalışa uygun yerler olduğunu biliyoruz ne yazıkki çoğumuz bu sulara uzak kaldık. Denizin dalmaya elverişli olduğu sezon çok kısa ve sualtı görüşünün azlığı burada turistik amaçlı dalış yatırımı yapmaya elverişli değil. Bütün bunun yanında R.Ballard (Titaniği bulan) diye biri gelip Nuhun gemisini araştırabiliyor! Reklamı düşünebiliyormusunuz! Karadeniz’de Nuhun gemisi,değerlendiren nerede….

    Marmara, İstanbullu dalıcıların yakından tanıdığı bir deniz. Sularının temizlendiğini sık dalan arkadaşlardan duyuyoruz. Sualtı ürünü bol, duvar dalışları, batık denizaltılar, antik batıklar, siyah mercanlar ve köpekbalığına kadar bir sürü yaşam. Marmara’da bir de balık stokları çoğalsa, dalmada yanında yat! Ankara ve diğer yöre dalgıçları İstanbullu klüplerle temasa geçip bu sularda dalmayı denemeli. Çanakkale Boğazına kadar uzanan Marmaranın altındakiler sizi nark etmeye yeterde artar bile.

    Hemen Abide fenerini dönünce Seddülbahir’de Ege’ye çıkmış oluyorsunuz. Saros körfezi, İstanbul klüplerinin eğitim alanı, bu sulara sahip çıkmalılar, buradada her türlü yaşam formunun yanında batık ve duvar dalışları yapılabiliyor. Yanlış avlanma yöntemlerinden dolayı balık popülasyonu eskiye göre azalma göstermekte.

    Ürünü yaratmak kadar korumakta önemli, I.Dünya Savaşlarından kalma çoğu batık ya dinamitlenmiş yada sökülmüş. Bizim yıllar önce bulduğumuz Lundy Batığı malesef hor kullanmaktan parçalanmış ve yok olmaya yüz tutmuş bir vaziyette. Yanlış çapalama ve dalış kurallarına uymaktan uzak maceracı dalıcılar bu güzel batığı parçalamış durumda. Bilinçsizlikten yıllar önce Majestik dinamitlenmiş. Söyler misiniz bunun Efes Harebelerini dinamitlemekten ne farkı var?

  2. Ayvalığa kadar olan bölgede dalış merkezi olup olmadığı kayıtlarımda yok. Ege’nin bu bölümü çok zengin, resifler sığ ve derinsu batıkları keşfedilmeyi bekliyor, organize dalış grupları lojistik problemlerini hallederse bu sularda süper dalışlar gerçekleştirebilirler. Bu sularda çok macera kokan bir Live-a-Board düşünülebilir. Deep Ege gibi, neden olmasın elalemin Deep South’u varda bizim olmaz mı?

    Ayvalık, Deli Mehmet Sığlığı’ndaki mercan türleri ile başlı başına bir dalış cenneti, ayrıca ilk kitabımı yazarken adalar etrafında, çok güzel amphora kalıntıları ve sünger türlerini görmüştüm. Bu bölgede ileriye dönük yatırımlar yapılabilir, mevsiminin kısalığı dalıcılara problem teşkil etmez sanırım.

    İzmir ve çevresi sualtı bakımından çok çeşitlilik gösteriyor, nedense İzmirli arkadaşlar buralara dalış organizasyonları yapmaktan kaçınırlar. Büyük bir kesiminin balık avcılığı yaptığı bilinir, zaman içersinde gece avcılığına son verildiği ve fotoğrafçılığa başlanıldığı haberleri sevindirici. Çeşmede, süper dalış ürünleri yer alıyor. Doğru bir reklam kampanyası ile, Osmanlı donanmasının liman içinde yanmış kalıntılarından, Rus batığı Yestafiy‘nin kalıntılarına dalış turları düzenlenebilir.

    Bodrum denince akla dalışın Mekkesi demek geliyor. (diğer bölgeler alınmasın, ben ilk dalış okulu Triton’u burada açtım diye!) Yarım adayı çeviren sular tarih ve dalış bakımından çok zengin, ama bu zenginliğin hepsi ziyaretçi dalıcılara sunulamıyor, yeni dalış noktalarını açılması veya yeni noktaların oluşturulması lazım. (Bodrumla ilgili diğer kıyı şeridindeki merkezlerce de uygulanabilir)

    Hiç vakit kaybetmeden Turgutreis açıklarındaki Yassıadaderhal dalışlara açılmalı, öyle 500 bin dolarlar falan lazım değil. Dalış emniyeti için alınacak bir kaç önlem dışında Yassıada’da dalış yaptırmak bana göre şöyle olabilir: İlk önce orada dalmaya talep gelecek midir, gelirse böyle bir dalış için dalıcılar ne kadar bir ücreti gözden çıkarabilir bunları tesbit ettikten sonra, Bodrum’dan Yassıada’ya kendi teknesi ile gitmek dalış okulu için çeşitli teknik nedenlerden cazip olmayabilir. Onun için aşağıda geliştirdiğim basit sistem bu sorunu çözecektir sanırım.

    Yassıada’da dalmak isteyen, değişik dalış merkezlerinden dalıcılar, Bodrum Arkeoloji müzesinde toplanıp, eğitici ve aydınlatıcı bir brifink’e mütakip Turgutreis’e aircondition’lı mini buslarla transfer edilirler. İster orada bu işi üstlenecek dalış okulu ile anlaşılır ister ayrı bir tekne tutulur. Dalış sonu Yassıada’da dalan dalgıçlara sertifikaları ve günün hatırası olarak bir T’Shirt verilir. Geliri ne mi olur? Müze, dalgıcı gönderen dalış okulu ve daldıran firma paylarına düşeni oranları nisbetinde bölüşürler. Bu işin reklamıda çok kolay. 2006’da bütün dünya dalıcılarına bildirilecek olan bir sualtı fotoğraf ve film yarışması tertiplenir. Ödülü de herkesin ağzını sulandıracak? 5000 ytl olur, bu rakam ve dalış noktasının enteresanlığı bu yarışmaya büyük katılım sağlar.

    Tauchen, Unter Wasser, Dive, Diver, SkinDiver, Oceans ve başka bir çok dergi mecmuada yarışma fotoğrafları, bir lira ilan parası vermeden yayımlanmış olur.

    Bugüne kadar bir kaç dalış merkezinin şahsi girişimleri ile dış basında cılız bir kaç yazıdan başka Türkiye sualtı tanıtım yazısı çıkmadı diyebiliriz. Bu sularda dalan çoğunuzun bildiği Kargı Adası, sualtı ürün geliştirmenin sabırla ne boyutlara gelebileceğinin en büyük kanıtıdır. Yıllarca kargıya göz kulak olan Perla Dalış Okulundan Mustafa Madenli’nin Kargı’nın bugünkü durumunda büyük emekleri olduğunu bu satırlarda belirtmek isterim.

    Bodrum Büyük ve Küçük Reef’leri vakit kaybetmeden korumaya alınmalıdır. Bu süper dalış noktaları, Gümbet koyundan gelen pisliklerin etkisinde kalmaktadır. Ayrıca bu noktada kesinlikle fazla tekne demir atmamalı.

  3. Akdeniz kuşağındaki dalış yöreleri içinde benzer önlemler ve çalışmalar yapılabilir. Kalkan ve Kaş’ta dalış noktaları oldukça birbirine yakın, birinci dalışı yapan merkezler öğle yemeğine limana dönebilmektedirler. Kalkan ve Kaş canlı hayat ve batıklar yönünden nasibini almış olmakla birlikte bazı sualtı çalışmalarının burada da yapılmasında fayda var. Güzel bir dalış noktası olan Uçak Batığı, amatör dalıcıların dalmaması gerektiği derinlikte yatmakta olduğundan, turistik bir dalış ürünü olarak kabul edilemez. Acaba Kaş’ta bulunan yunuslar, açık denizde yüzmeye alıştırılabilir mi, Karaib denizinde ve Eliat’da böyle bir dalış ürünü pazarlanmaktadır.

    Antalya sahillerimiz, dalgalara açık olup sahil şeridi taş ve kumluktur. Dalış okullarının yoğun olduğu bu bölgemizde en çok dalış üç adalar etrafında ve Paris batığında gerçekleştirilmektedir. İkinci bir batığın olduğu bilinmekle birlikte henüz bulunamamıştır. Ümit edelimki bu batık derin sularda olmasın. Bazı müteşşebbis dalış okulları otel önlerinde house reefler ve yapay reefler oluşturduklarını biliyoruz. Phaselis civarında bulunan, kalıntılara ek Bodrum için önerdiğimiz antik batık çalışmaları burada da uygulanabilir. Antalya liman içinde bulunan batık gemide, zaman zaman olumsuz olabilecek dalış şartlarına rağmen çok güzel bir ürün olmayı hak etmektedir.

Herşeyi yaptık, ama sadece otellere gelen hiç dalmamış turistlere discovery yaptırıyoruz diyorsanız, bunun çaresi, ürünleri geliştirmek, yasakları kaldırtıp, birlik olmak ve Federasyon’la el ele yabancı diyarlara yelken açmaktır.
MAHMUT SUNER 
Yazar, Eğitmen ve Dalış Profesyoneli

ms_scuba@hotmail.com

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

‘Karadeniz’de 5 bölge korunmalı’

Denizlerdeki canlı yaşamının korunmasına yönelik oluşturulan ve AB’nin desteklediği Coconet Projesi’nde Türkiye’yi Türk Deniz Araştırmaları …